Bir de baktım yoksun – Yekta Kopan – Kitap İnceleme

Rehberlik Servisi
906 Görüntüleme - Şubat 28, 2017
Sponsor Bağlantılar

YEKTA KOPAN- BİR DE BAKTIM YOKSUN

 

 

 

“Buzdan bir kütle, mumyadan bir heykel gibi izledim kaderimi. Babam yanımda olsa bir tokat atar kendime getirirdi beni.”

Kitap hakkında verilebilecek en büyük ipucudur aslına bakarsak bu cümle. Kopan, bu kitabı ile 2010 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü almıştır.  Fakat Kopan’ın ne ilk ne de son ödülüdür bu. Aşk Mutfağında Yalnızlık Tarifleri ile 2002 yılında Sait Faik Hikaye Armağanı ile  başlayan ödülleri, Karbon Kopya kitabı ile Dünya Kitap 2007 Yılın Telif Kitabı Ödülü takip etmiştir. Bir de Baktım Yoksun adlı öykü kitabı 2010 Haldun Taner Öykü Ödülü’ne ve Ayşegül Çelik’in Kağıt Gemiler adlı yapıtıyla paylaştığı 2010 Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne layık görülmüştür.

Bir de Baktım Yoksun altı farklı öyküden oluşur. Her öykü Yekta Kopan’a ait bir söz ile başlar ve farklı bir yazara ait söze yer verilir. Toplamda 163 sayfadır. İçerikte yer alan hikayeler;

  1. Sarmaşık “ Aynı ormanın ağacıymışım, yokluğunla budanan”
  2. Portobello “ Sustum, anadilim sessizlik oldu”
  3. Kırmızı “Ben senin duygusal özetinim”
  4. Battaniye “ Adını bilmediğim kuşlar uçuyor üstüme”
  5. Kertenkele “Ancak o zaman cesaret edebileceğim uyumaya”
  6. İyi Uykular “Duyulmayı bekleyen bir yankıyım artık”tır.

Kitapta benim dikkatimi oldukça çeken ve hemen her hikayede yer alan baba imgesidir. Üç hikayede bu oldukça hissedilmektedir. Baş karakter ile baba  hesaplaşmalar yaşamaktadır. Genellikle babalarına içten içe kızan fakat yine onların yolundan giden ve isteklerini yerine getirmeye çalışan karakterler vardır. Bunun dışındaki bir öyküde karakter bir babadır ve kızı ile ilgili endişeler taşımaktadır.

Peki “Bir de Baktım Yoksun” ismi nereden gelmektedir? Hikayelerde beklenmeyen karşılaşmalar, sonrasında yaşanan aksilikler sonucu yaşanamayan yarım bırakılan anılar, terk edilen mekanlar vardır.

Kitap oldukça yalın, insanı yormayan bir dille yazılmıştır. Bazı noktalarda bana anlatım tarzı Oğuz Atay’ı anımsattı. Zaten Yekta Kopan da hikayelerinden birinde hayranlığını dile getirmiştir Oğuz Atay’a.

Yekta Kopan’ın ilk hikayesi olan Sarmaşık’ta yer verdiği gibi günümüz okurları hikaye okumayı pek çekici bulmamaktadır. Eğer bir yazar okunmak istiyorsa roman yazmalıydı. Ben de genel olarak roman tercih ederim fakat bazen araya farklı renkler de katmak gerekiyor. Bir de Baktım Yoksun aradığımız farklı renk olabilir.

Kitapta beni bağlayan birkaç cümleyi paylaşacağım sizlerle yine. Yorumlamaları size bırakıyorum.

“Mahalleli önceleri bu belalı heyuladan kurtulduğu için sevinmiş ama bir süre sonra boşluğunu hisseder olmuş. Korkularını geri istemişler. Korkularının kaynağı ellerinin altında, ruhlarının karanlık yanı gözlerinin önünde olsun istemişler.” (sarmaşık, s-18)

“ Hayal dünyasının vaat ettikleriyle gerçek yaşamın sundukları arasındaki gerilime, belirsizliğe dayanamayan insanlar yok mudur, vardır!” (Potobello, s-51)

“İnsan kendi hayatını bile ancak iyi bir hikayede okuyunca anlayabilir.” (Kırmızı, s-97)

Kitapta kendime çok yakın bulduğum bir paragraf var. Üzerine sıkça düşündüğüm ve yorulup hep vazgeçtiğim sonunu bulamadığım ve her defasında benzer cümlelerle sonlandırdığım bir konu. Paylaşmadan edemeyeceğim. Eminim benim gibi düşünen çokça insan vardır, yalnız değilimdir bu konuda.

“İyiyim kızım. Herkes ne kadar iyiyse o kadar iyi, ne kadar kötüyse o kadar kötü. Hatalarım var elbet, yanlışlarım; nedenini bilmediğim, bilmeye çaba harcamadığım tuhaflıklarım… Hayır kızım, tabii ki bana tuhaf gelmiyor davranışlarım, çevredekiler öyle der bazen, en çok da annen derdi… Yıllar sonra anladım ki, ruhlarına yakın gelmeyen tüm davranışlara tuhaflık diyormuş insanlar… Tuhaflık, acayiplik, gariplik… Şaşacak bir şey yok bunda yavrucuğum, hepimiz söyleriz böyle şeyler… Öyle dönemleri vardır ki hayatımızın, çıkışı olmayan bir sis bulutunun içinde yürüdüğümüzü hissederiz. Suyla buluşan rakının beyazı kadar yoğun bir sis…” (Battaniye, s-116)

Kitap bizi yoğun romanlardan bir soluk uzaklaştırıp ve rahatlatacak diye düşünüyorum ve kitapta yer alan ve beni oldukça etkileyen Turgut Uyar’a ait bir şiirden parçayla veda etmek istiyorum.

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum

Dikey ve yatay mutsuzluktan

Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun

Sevgim acıyor.

Turgur Uyar

(“Acıyor”, Kayayı Delen İncir)

Keyif almanız dileğiyle…

 

 

Fadime Şimşek
Psikolojik Danışman
fdmesmsek45@gmail.com

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar