Çocukluk dönemi anılarının yetişkinlikteki travma tepkileri üzerindeki etkisi nedir?

16.02.2026
17
Çocukluk dönemi anılarının yetişkinlikteki travma tepkileri üzerindeki etkisi nedir?

Abdullah Alpaslan’ın Travma ve EMDR Terapisi kitabındaki bilgilere göre, çocukluk dönemi anıları, sadece geçmişte kalmış hatıralar değil, yetişkinlikteki duygu, düşünce ve davranış kalıplarını belirleyen nörobiyolojik ve psikolojik bir temeldir. Çocukluk anılarının yetişkinlikteki travma tepkileri üzerindeki etkisi şu başlıklar altında özetlenebilir:

1. Beyin Gelişimi ve “Hayatta Kalma” Modu

Çocukluk, beynin en hızlı geliştiği ve dış dünyadan gelen verilere göre şekillendiği dönemdir. Özellikle yaşamın ilk yıllarında sağ beyin (duygusal ve sosyal işlevler) gelişim atağındadır.

  • Strese Yatkınlık: Eğer çocuklukta ihmal, istismar veya güvensiz bir ortam (ilişkisel travma) söz konusuysa, gelişmekte olan beyin kendini sürekli “tehlike altında” hisseder. Bu durum, beynin limbink sisteminde (duygusal merkez) aşırı uyarılmaya ve sempatik sinir sisteminin sürekli aktif kalmasına neden olur. Sonuç olarak beyin, normal bir öğrenme modundan çıkıp sürekli bir “hayatta kalma modu”na geçer,.
  • Yetişkinliğe Yansıması: Bu “hayatta kalma modu” yetişkinlikte de devam eder. Kişi, yetişkin hayatında gerçek bir tehlike olmasa bile, bilinç dışı bir şekilde sürekli tetikte olur, çevreyi tehditkâr algılar ve en küçük stres faktörüne aşırı tepkiler (savaş-kaç) verir.

2. Kişiliğin Biçimlenmesi ve Çarpıtılması

Yetişkinlikte yaşanan bir travma ile çocukluk travması arasındaki en temel fark, kişiliğe olan etkisidir.

  • Biçimlendirme vs. Kemirme: Kaynakta belirtildiği üzere; “Erişkin yaşamdaki tekrarlayan travma, kişiliğin daha önce biçimlenmiş yapısını kemirirken (aşındırırken), çocukluktaki tekrarlayan travma kişiliği biçimlendirir ve çarpıtır“.
  • Negatif Benlik Algısı: Çocukluk travmaları, kişinin kendilik algısını bozar. Çocuk, yaşanan kötü olaylardan kendini sorumlu tutma eğilimindedir (“Ben kötü olduğum için bunlar oldu”). Bu durum yetişkinlikte kökleşmiş “değersizlik”, “yetersizlik” veya “suçluluk” inançlarına dönüşür,.

3. Örtük Bellek ve Duygusal Tetiklenme

Çocukluk anıları, özellikle travmatik olanlar, olayların hikayesinin net hatırlandığı “açık bellek”te değil, duygu ve beden hislerinin kayıtlı olduğu “örtük bellek”te saklanır.

  • Geçmişin Bugünü İşgal Etmesi: Yetişkin biri, çocukluğundaki travmatik olayı bilinçli olarak hatırlamasa bile, o anıya ait bir ses, koku veya his (tetikleyici) ile karşılaştığında, beyni geçmiş ile şimdi arasındaki ayrımı yapamaz. Kişi, o anki yetişkin aklıyla değil, travmatize olmuş çocuğun duygusal tepkileriyle hareket eder. Örneğin, bir patronun sert bakışı, çocukluktaki istismarcı ebeveynin bakışıyla eşleşerek kişide orantısız bir korku veya donma tepkisi yaratabilir,.

4. Psikolojik Sağlamlık ve Kırılganlık

Çocukluk anılarının niteliği, yetişkinin psikolojik dayanıklılığını belirler.

  • Güvenli Bağlanma: Yaşamın ilk 6-7 yılında güvenli ilişkiler kurabilen ve ihtiyaçları karşılanan çocukların “psikolojik sağlamlığı” yüksektir. Bu kişiler yetişkinlikte zorluklarla daha iyi baş ederler.
  • Savunmasızlık: Erken dönemde duygusal ihtiyaçları karşılanmayan kişiler ise yetişkinlikte strese karşı savunmasız hale gelirler. Bu kişilerde en küçük olumsuz deneyimler bile travma etkisi yaratabilir ve TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) geliştirme riskleri daha yüksektir,.

5. İlişkisel Sorunlar ve Güven

Çocukluktaki “ilişkisel travmalar” (bakım verenlerle yaşanan sorunlar), yetişkinlikteki ilişki modellerini doğrudan etkiler.

  • Duygu Düzenleme Eksikliği: Çocuklukta duyguları yatıştırılmayan bireyler, yetişkinlikte de kendi duygularını düzenlemekte zorlanırlar. Yakın ilişkilerde sürekli terk edilme, aşağılanma veya kullanılma korkusu yaşarlar. Bu durum, ilişkilerinde kaotik tepkiler vermelerine ve kimseye tam anlamıyla güvenememelerine neden olur.

Özetle, çocukluk dönemi anıları, yetişkinin dünyayı algılama merceğini oluşturur. Eğer bu mercek travmatik anılarla kirlenmişse, yetişkin birey bugünkü olayları gerçekte olduğu gibi değil, geçmişin korku dolu penceresinden görür ve buna göre (çoğunlukla işlevsiz) tepkiler verir.

YAZAR BİLGİSİ
Psikolojik danışman ve rehber öğretmen 2004 erzurum pdr mezunu 2007 bahçeşehir üniversitesi eğitim yönetimi yüksek lisans çeşitli özel ve kamu kurumlarında (dershane, üniversite, ilkokul, ortaokul, lise, meslek lisesi) rehber öğretmen olarak çalıştım halen sınavlı bir devlet anadolu lisesinde rehber öğretmen olarak görev yapıyorum, rehber öğretmen olarak emekli olmak kariyer hedefim. öğrencilere kariyer belirleme ve sınavlar konusunda yardımcı olmaya çalışıyorum. bir erkek ve bir kız babasıyım
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.