Everbody Rides The Carousel

Rehberlik Servisi
833 Görüntüleme - Nisan 4, 2017
Sponsor Bağlantılar


ERİK ERİKSON’UN EVRELERİ

Erikson’ un psikososyal kuramına göre tanımladığı evreleri okumak, mesleğe yeni yeni adım atanlar için çok anlamlı olmamaktadır. Ancak, “atlı karınca” çizgi filmini izlemek, kişinin basamakları anlamlandırmasını sağlamakta, hatta zaman zaman “ben bunu yaşadım” diye de düşündürmektedir…

Bebeklerin doğdukları andan itibaren bir sığınak bulma çabası onların yaşamdaki ilk savaşlarına girdiklerini belirtir. Ya güvenmeyi öğrenirler ya da kapalı kapılar ardında bir ömür boyunca her an güvensizliği tadarlar. Filmdeki çizgi karakterler,  “güven & güvensizlik” teması hakkını vererek işlemiştir… Bebeklerin ağladığında son bir gayretle ellerini havaya kaldırması ve sessiz yardım çığlıkları belki de 1. evrenin dikkat çekici en somut örneği olarak yorumlanabilir.

2. evrede yapma ya da yapmama, isteme ya da istememe gibi duygular arasında gidip gelen çocuk zıt istekler arasında bir seçim yapabilme gücünün olduğunu keşfederek özerklik duygusunu deneyimler. Ya aslan kesilirler “her şeyi yaparım” düşüncesiyle hareket ederler ya da tavşan misali duvar köşelerinde bekleyerek görülmemeyi dilerler. Ancak bu dönemde “Sen ne yaptın?” gibi ağır ithamlarla karşılaşırsa çocuk utanç duymayı oldukça erken yaşta öğrenir. Filmdeki yemeği yere atan çocuk bir yandan özerk olmanın tadını yaşarken bir yandan da “ya babam kızarsa” diye şüphe duyar…

Keşfetme ve ona egemen olma amacıyla girişim duygusunun temellerinin atıldığı bu dönemde çocuğun yaşadığı çevrenin çocuk üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Eğer çocuklar bu dönemde yaptıkları şeylerden dolayı desteklenir ve övgü alırlarsa sonuca ulaşmak için ısrarcı olma, merak etme duyguları yetişir. Ancak bu evrede çocuk sürekli suçlanırsa çizgi filmde de belirtildiği gibi suçluluk duygusu bir ömür boyu yılan misali üstünde çöreklenebilir.

3. evrede çocuk, kendi gücünün her şeye yetemeyeceğini fark eder ve çevresindekilerle işbirliği yapmaya başlar. Bu dönemde çeşitli araçlar kullanarak oyuncaklarını bozduktan sonra yeniden yapabildiğini gören çocuk yeterlilik duygusunu keşfeder. Ve başarılarından gurur duymayı öğrenir. Gücünün yetmeyeceğini hissettiği durumlarda kendisini oldukça küçük hisseden çocuk —bu durum yetişkinlerde de gözlemlenebilir, kimi zaman küçülüp gözden yok olarak yapması gereken işlerden kurtulabileceğini umar —eğer desteklenmezse bir ömür boyu aşağılık duygusunu deneyimler.

4. evre kimlik bunalımın yaşandığı dönemdir. 1. evreden sonraki en ciddi savaşını veren birey; toplumsal yerini, mesleki konumunu ve cinsel kimliğini tanımaya başlar. Kimlik bunalımı doğal bir süreçken, kimlik karmaşası bunalımın ağırlaşması ve çevreyle uyumun ciddi bir sorun haline gelmesi demektir. Bu evrede birey kendi istekleri ve ailesinin dilekleri arasında sıkışır. Mesela genç, lisede ders tercihini yaparken bile ailesinin dilekleri ve kendi isteklerinin arasındaki mücadeleden oldukça çeker!

Genç yetişkinlik dönemi olarak adlandırılan 6. evrede kendi kimliğini bir önceki evrede oluşturmayı başaran genç başka kimliklerle bütünleşmek arayışındadır. Ve bu arayışta zaman zaman 4. evrede sıkça gözlemlenen “kocaman dünyada küçücük olduğunu hissetmek” duygusu yaşanır ( çizgi filmdeki eline kıymık batan gencin bir an kendini ufak bir çocuk gibi hissetmesi). Bu evrenin olumsuz yanı olan “soyutlanma” ise 5.evredeki kimlik karmaşası aşılamadıysa yaşanır ve birey kendini sonsuz bir yalnızlıkta hisseder.

Çizgi film kadınların ve erkeklerin çocuk olayına bakışlarının ne kadar farklı olduğunun altını çizerek 7. evreyi çok güzel bir şekilde örneklemektedir. İlk defa bu evrede çocuk sahibi olma konusunda cinsiyetlerin farklı düşüncelere sahip olduğu belirgin bir şekilde işlenir. Erkek ısrarla üretkenlik olarak çocuk fikrini savunurken kadın ise en basitinden yarı-zamanlı değil de tam-zamanlı çalışarak da üretken olunabileceğini savunur… Bu evrenin tehlikesi verimsizlik ve benliğin yoksullaşmasıdır.

Son evrede benlik bütünlüğü, olumlu olumsuz, acı tatlı yönleri ile bütün bir hayatı olduğu gibi kabulleniş anlamına gelir. Kişi bu evrede ölümden korkmamayı, yaşamı sil baştan yaşamayı dilememeyi öğrenir. Bu evre biraz da diğer evrelerin geri bildirimlerinin yapıldığı zamandır. Birey eğer her evrede sağlıklı kısımdan devam etmeyi başarabilmişse bu evrede daha da huzurludur. Çizgi filmde baykuş bilgeliği Azrail ise ölüm korkusunu temsil eder. Ölüm korkusunu sıkça yaşayan birey zaman zaman 2. evrede karşılaşılan aslan-tavşan mücadelesini deneyimler. Bir yanda yeni bir şey yapma arzusu diğer yanda ise “yapsam da ne olacak ki…” korkusu hüküm sürer. Bu evrede aslan-tavşan kavgasının sıkça yaşanması günlük hayatta “yaşlılar ve çocuklar aynıdır” inancını da kanıtlar niteliktedir.

Erikson’ un evre sisteminde her evre kendinden önceki evreni temel olarak baz alır ve  onun üzerine kendi özelliklerini inşa eder. Eğer geçmiş dönemler sağlıklı geçmişse yeni dönemlerin sağlıklı geçme ihtimali daha yüksektir.

Birçok insanı 6. Evreyi anlatan kısımda geçen kadın-erkek diyaloğu etkilemektedir. Bireyler, sevilmek uğruna sevmemeyi, dileklerini ve hayallerini gerçekleştirmek için en ufak bir çaba dahi harcamamayı toplumu karşısına almamak adına kabullenmekte, bu durum da “mutluluk maskesi altında ağlamak” şeklinde tanımlanmaktadır.

Çizgi filmin için: https://www.youtube.com/watch?v=m_e17mS7VBY

Tükçe alt yazı desteği: http://www.turkcealtyazi.org/mov/0220450/everybody-rides-the-carousel.html

 

Bingül UZEL
Uzm. Psikolojik Danışman
bingul_1986@hotmail.com

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar