Çocuk Resmini Yorumlamak Nedir, Ne Değildir?

Rehberlik Servisi
12.618 Görüntüleme - Aralık 27, 2016
Sponsor Bağlantılar

ÇOCUK RESMİNİ YORUMLAMAK NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Son zamanlarda psikoloji uygulama alanında oldukça popüler bazı yeni yöntemler var. Oyun terapisi, sanat terapisi, EMDR, yaratıcı drama vs… Bunların içinde ilgilisi ilgisizi, uzmanı bilgisizi, eğitimlisi eğitimsizi fark etmeden herkesin merak ettiği ve herkesin yorum yapmak istediği bir yöntem var; resim yorumlama.

Resim yorumlama son yıllarda oldukça popüler hale geldi. Neden gelmesin ki? İnsanoğlu ve insankızı tarih boyunca hep bir şeylere anlam verme güdüsüyle ilerleme kaydetmiştir. Tesadüfleri yorumlar, rüyaları yorumlar, kahve telvesinin aldığı şekilleri yorumlar, karşısındakinin ses tonuna, mimiklerine, hareketlerine vs. bakarak karşısındakinin ruh halini yorumlar… Yorumlar da yorumlar. Eee yöntemin adı da resim yorumlama olunca herkeste bir merak, herkeste bir “Çocuğum resim yapsa da baksam ne çizmiş, ne anlatıyor?” telaşesi.

Peki nedir resim yorumlama? Herkes resim yorumlayabilir mi? Her resim yorumlanabilir mi? Kıstasları neler? Yorum bize hangi sonucu verir? İşte pek çok insan bu soruların doğru yanıtlarını bilmeden sağdan soldan duyduğu, geçenlerde okuduğu, bir kanalda seyrettiği şeyler üstünden ahkam kesmeye çalışıyor ve ortaya ‘yorumlanması elzem’ trajikomik tablolar çıkabiliyor.

Öncelikle şu soruya cevap verelim, psikoloji dünyası neden çocukların resmini yorumlama ihtiyacı duymuş… Sebep basit, çocuklar yetişkinler düzeyinde öz farkındalığa ve iletişim becerilerine sahip değildir. Cümleye dökemediği, anlamlandıramadığı pek çok şeyi hareketleriyle, ses tonuyla, yüz ifadesiyle, davranış değişiklikleriyle anlatmaya çalışır. Çocuğun başvurduğu yöntemlerden biri de resim çizmektir. Resim çizmek yorumlanabilirliğinin dışında çocukta yapabiliyorum hazzını uyandıran bir beceridir. Bu nedenle çocuk üç dört yaşlarından itibaren karalamaya çalışır, çünkü ellerini kullanabilmektedir ve kullanabildiğine göre sürekli kullanmak da hoşuna gitmektedir.

İlk düzgün tanınabilen insan figürlerinden itibaren ki bu normal gelişim gösteren bir çocukta dört beş yaş dönemine rastlar çocuk kendisini, ailesini, anasınıfına gidiyorsa öğretmen ve arkadaşlarını acemice de olsa çizmek ister. Çocuk bu resimleri çizerken figürleri nasıl çizdiğine dair bir anlama ya da algıya sahip değildir. İçinden geldiği gibi çizer. Çizerken serbesttir, yönlendirme yoktur, şunu şu renk çiz, bunu uzun yap diyen yoktur. Çocuk algıladığı dünyayı resme yansıtır ve ortaya çocuğun gelişim düzeyi, aile yapısı, travma yaşantısı vs. ile paralel bir başka ürün çıkar.

Bu nedenle resim yorumlama aslında fark etmek, olmayanı, bilinmeyeni ortaya çıkarmaktan öte çocuğun yaşam çizgisini tamamlayan bir tablo ortaya çıkarma olarak kullanılır. Çocuğun bilinçdışı materyallerini yorumlayan resim psikanalizi ise her psikoloğun, psikolojik danışmanın ya da psikiyatristin uzmanı olmadığı bir konudur ve zaten yazı çocuk resmi psikanalizine odaklanmayacaktır. Bu yazıdan beklentiniz çocuğunuzun resimlerinden ileride seri katil olup olmayacağı çıkarımını nasıl yapabileceğinizi öğrenmekse korkarım ki istediğinizi vermeyecek bir yazı yazıyorum şu anda, ama okumaya devam ederseniz ilginizi çekecek başka şeylerden de söz edeceğim.

Resim, çocuğun yaşam çizgisini ‘tamamlayan’ bir üründür ve ayrıca her resim bu özelliğe sahip değildir. Yani yukarıda belirtilen bir soruyu cevaplayalım, her resim yorumlanmaya müsait değildir. Çünkü yorumlama sadece ortaya konan ürünü değil, bu ürünün ortaya çıkış sürecini de yorumlar. Yorumlayacak uzman çocuğun resmiyle birlikte çocuğun resim yaparken kurduğu masa düzenini, hangi renkleri tercih ettiğini, hareketliliğini, sebatını, özverisini, özenini, hangi elini kullandığını, onay bağımlı olup olmadığını, kalemi nasıl tuttuğunu vs. de inceler. Çünkü ortaya çıkan ürün kadar bu ürünün ortaya çıkış süreci de bizi ilgilendirmektedir. Bu nedenle çocuğun aylar önce çizip yatağının kenarına sıkıştırdığı ve bahar temizliği esnasında bulduğunuz ağzından ateş çıkaran bir canavar resmi yorumlamaya açık değildir.

Resmin yaşam çizgisini tamamlayabilmesi için uzmanın o çizgi hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bu nedenle resim yorumlama uygulanmadan önce uzman aileden, varsa öğretmeninden çocuğun doğum öncesi, doğum, doğum sonrası, ilk yılları, aile yapısı, konuşması, yürümesi, tuvalet eğitimi, çocuğun ilgi alanları, arkadaşlık ilişkileri vs. hakkında bilgi toplar. Biz buna anamnez almak deriz, hani ileride bizim bölümden bir öğrenci arkadaş sizin çocuğunuza resim yorumlama uygulaması yapmak istediğini ve bunun için sizden anamnez alması gerektiğini söylerse anamnez de ne ola ki diye düşünmeyin. Bilgi alma yani anamnez resmin çocuğun gelişimsel, psikosoyal özelliklerine ne kadar uyduğunu belirlememiz için oldukça önemlidir. Öncesinde ailesinden, öğretmeninden bilgi alınmadan, çocuk hakkında yeterince araştırma yapılmadan yorumlanan resim zayıf bir veri sağlar ve sağlam da değildir.

İçinizden şu soruyu sorabilirsiniz: “Madem soru soracağız, soru sorarak çocuğu tanıyacağız, çocuğun her özelliğini bilirken resim çizdirmemize ne gerek var?”. Resim, çocuğun hayali ve gerçekçi dünyasını yansıtan, bazen birine daha fazla vurgu yapmasını, bazen iki dünyayı da harmanlamasını sağlayan bir araçtır. Biz çocuğun bütün hayat hikayesini sorular sorarak bilebiliriz, ancak resim bize çocuğun değiştirme imkanı olsaydı neleri değiştirmek istediğine, hayatıyla ilgili en çok neye önem verdiğine, neyin eksikliğini ya da olumsuzluğunu çektiğine, neye ihtiyaç duyduğuna, kendisi, ailesi, çevresi ile ilgili kendisini en çok mutlu eden ya da üzenin ne olduğuna yani kısacası hayatına dair neyi vurgulamak istediğine dair bir araçtır. Sorulara verilen cevaplar gerçekleri yansıtır, resim ise gerçeklerin yanında hayalleri, duyguları, ihtiyaçları, özlemleri de yansıtır. Bu açıdan resim yorumlama çocuğun iç dünyasına çocuğun gözünden başka bir yolculuktur.

Resim, normal gelişen bir çocukta çocuğun gelişimsel özelliklerine (psikomotor, bilişsel, duygusal, sosyal) uygun ve paralel bir üründür. 4 yaş çocuğunun çizdiği resimle 10 yaş çocuğunun çizdiği resim birbirinden farklı özellikler gösterir ve farklı yorumlanır. 10 yaşında bir çocuğun hala 4-5 yaş resimleri çizmesi bizde şöyle şüpheler uyandırır: Yetersiz uyaran, zihinsel gerilik şüphesi, içe kapanıklık, yaygın gelişimsel bozukluk, travma tecrübesi, ailevi problemler, sağlık problemi… Bu nedenle yorumlama amaçlı olmasa da sınıf ve branş öğretmenlerinin de en azından hangi yaş grubu nasıl çizer, neleri çizer, neleri çizemez gibi konularda temel bilgiye sahip olması çocuğun psikososyal, bilişsel, duygusal gelişimi hakkında şüphe uyandıran durumları fark etmesi açısından önemlidir. Bu tarz resimler şüphe uyandırıcı resimlerdir, ancak uygulama amaçlı çizilmediğinden yorumlanma amaçlı kullanılmazlar. Yalnızca bizi önceki paragrafta anlatılan anamnez alma sürecine götürür.

Resim yorumlamada en çok dikkat edilen noktalar figürlerin büyüklüğü küçüklüğü, birbirlerine yakınlıkları uzaklıkları, eksiklikler ve fazlalıklar, abartı (aşırı büyütme/küçültme/uzatma/kısaltma vs), renk seçimleri ve kağıdın ne kadarının kullanıldığıdır. Örneğin kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklar kardeşlerini/abilerini/ablalarını resimde anne babadan daha uzağa çizebilir, olduğundan daha küçük, kısa ve ayrıntısız çizebilir ya da resimde hiç yer vermeyebilir. Ya da bazı çocuklar hayallerindeki aileyi çizerek ailesinde aslında var olmayan üyeleri (abi, abla, ev hayvanı, komşu vs.) aileye dahil edebilirler. Bazı çocuklar aile üyelerine gerçektekinden farklı isimler verebilirler. Bazı çocuklar figürleri abartarak çizerler. Bazı çocuklar resme kendilerini eklemezler. Bazı çocuklar daha koyu renkleri tercih ederken bazıları daha açık, canlı renkler kullanır. Bazı çocuklar ayrıntıyı hiç önemsemez hatta göz, ağız gibi organları bile çizmezken bazısı aşırı detaylı ve özenli çizebilir, hatta dakikalarca aynı şeyi çizip silerek mükemmele varmak isteyebilir.

Resme ilişkin aslında burada sayılamayacak kadar çok detay ve özellik vardır. Fakat uzmanların en çok dikkat ettikleri nesnelerin büyüklüğü, birbirine olan mesafesi, eksiklik/fazlalık ve abartıdır. Renk seçimi hakkında çok fazla teori vardır, ancak en kabul göreni koyu renklerin daha karamsar, özgüvensiz, üzüntülü, kaygılı, soğuk, duyarsız vs. bir tablo çizdiği iken canlı, açık renklerin daha enerjik, hareketli, olumlu, umutlu, mutlu, sıcak, samimi bir tablo çizdiğidir. Fakat bu detaylar çocuğun hayat hikayesi baz alınarak yorumlanır. Örneğin aile resminde evindeki banyoyu oldukça ayrıntılı çizen bir profil bir çocukta ayrıntıcı/mükemmelliyetçi kişilik özelliklerini yansıtabilirken başka bir çocukta zor geçen tuvalet eğitimini, altına kaçırma problemini yansıtabilir. Kendisini annesine/babasına aşırı yakın çizen bir profil bir çocukta anne/babaya bağımlılığı işaret ederken bir başka çocukta ölümcül hastalıktan dolayı sürekli tedavi gören bir anne/babayı, ölüm ve kaybetme korkusunu yansıtıyor olabilir. O nedenle resim çizdirilmeden önce çocuğun hayat hikayesini almak oldukça önemlidir.

Resim yorumlama planlı bir uygulama sonucu gerçekleştirilebilecek bir yöntemdir. Önce anamnez alınır, ardından sessiz ve yalnızca çocuk ile uzmanın bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilir. Uygulama esnasında çocuğun aile üyeleriyle bir araya gelmesine izin verilmez. Uzman çocuğa belirli bir temada (aile, okul, arkadaş, serbest bir konu) resim çizmesini söyler. “Hadi resim çiz.” demez. “Senden ailenle/okulunla/arkadaşlarınla ilgili bir resim çizmeni istiyorum. Bu resmi istediğin gibi çizebilirsin. Resmini bitirdiğin zaman bunu bana söylemelisin.” cümlesini kurar. Burada amaç çocuğun en çok bulunduğu ortamları nasıl gördüğünü ya da bu ortamların hayalinde nasıl olmasını istediğini anlamaktır. Çocuk belirli bir temada istediği şekilde ve istediği sürede her şeyi çizebilir. Resmini tamamladığında uzmanı bundan haberdar eder. Resim çizme esnasında uzman çocuğun oturuşunu, hareketliliğini, masa düzenini, özenini, kalem/boya tutuşunu, seçimlerini, hangi eli kullandığını, konuşkanlığını, uzmana yönelttiği soruları gözlemler.

Bu konuda eğitim alacak alandaşlarımın en çok dikkat etmesi gereken noktalar da işte bu sorulardır. Özellikle onay bağımlı yetişen çocuklar her hareketlerinde bir yönlendirme beklerler. Bu sorular şu şekilde olabilir:

“En sevdiğin renk ne?”

            “Hangi takımı tutuyorsun?” (Yukarıdaki soruya cevap alamayan çocuklar alternatif soru üretebilir ve bu soru tarafıma gerçekten yöneltilmiştir.)

            “Sence buraya ne çizeyim?”

            “Şunu çizeyim mi?”

            “En sevdiğin hayvan ne?”

            “Çiçekleri sever misin?”

            “Araban var mı?”

            “Evin kaç katlı?”

            “Kaç kardeşsiniz?”

            “Anneme/babama bir şey sorup geleceğim.”

Onay bağımlı çocukların amacı sizin/ebeveynin güdümünde çizeceği bir resimle eleştirilmeyeceğine dair kendisini garantiye almak istemesidir. Bu sorular bile çocuğun kişisel özelliklerine dair bizde bir şüphe uyandırır ve bu sorular karşısında sabrınızı ve sükunetinizi yitirmeden “Şu an resmini tamamlaman gerekiyor, istediğin gibi çizebilirsin, bana sormana gerek yok, annenle resim bittiğinde konuşabilirsin…” gibi cevaplar vermeniz gerekir. Genelde sorusuna cevap bulamayan bu çocuklar endişe seviyeleri arttığından neredeyse hiçbir şey çizmeden “Bitti, annemin yanına gideceğim.” gibi söylemlerde bulunabilirler. Çizilmemiş bir resim bile çocuktaki kaygı düzeyini bize gösterir.

Özellikle hiperaktiviteden şüphelenilen çocukların kalem tutuşu, resim kağıdını kullanışı ve renk seçimi de bize ipucu verebilmektedir. Bu çocuklar genelde kalemi/boyayı üç parmakla değil, avuç içleriyle sıkı sıkı tutar ve kağıdı adeta yırtarcasına kağıda bastırarak resim yapar. Resim kağıdının sınırından taşıp masayı boyayan örnekleri sıktır. Genelde resim yaparken aniden kalkıp dolanabilirler ve uzmanın “Resmini tamamladın mı?” sorusunu yöneltmesiyle “Şunu çizmeyi unuttum!” diyerek resme geri dönebilirler. Kırmızı, sarı, turuncu gibi enerjisi bol renkleri daha fazla tercih edebilirler. Resimlerinde hareketli figürlere sık yer verirler ve bu hareketliliği çizgilerle belli etmeye çalışabilirler (dönen tekerlek, pervane, yürüyen, koşan insanlar vs.).

Onay bağımlı ya da hiperaktif çocuklar dışında resim mükemmelliyetçi, takıntılı, kontrolcü, özgüvensiz, içe kapanık, özel yetenekli, zihinsel yetersizliğe sahip vs. özelliklere sahip çocukların ortaya çıkması ya da bu özelliklerin vurgulanması amacıyla da başvurulur. Yukarıdaki iki özellik yalnızca örnek olması açısından verilmiştir ve her onay bağımlı ya da hiperaktif çocuk için geçerli değildir, sadece ipucu niteliği taşımaktadır. Resmin çocuğun hangi özelliklerini vurgulayacağını belirleyen çocuğun hayat hikayesi ve resim çizme süreci olacaktır.

Resim yorumlama ile ilgili bir başka husus resmin önce çocuğa yorumlatılmasıdır! Çocuğun dünyasını en iyi yine çocuk tanır. Resim tamamlandıktan sonra çocuğa ne çizdiğini anlatması istendiği söylenir. Çocuk bazı yerleri anlatmayabilir, unutabilir. Unuttuğu durumlarda “Peki buraya ne çizdin, bu ne yapıyor, burada ne var?” gibi sorular yönlendirmelisiniz. Sorular mümkün mertebe yönlendirici olmamalıdır. “Ne çizdin, ne yapıyor, nereye gidiyor?” gibi açık uçlu, yönlendirme bulunmayan sorular sorulmalıdır, çünkü “Neden öyle yaptın, sence bunu bu şekilde çizmenin sebebi bu mu, annen resimde şunu mu yapıyor?” gibi sorular çocuktan belirli bir cevap beklediğiniz hissini uyandırabilir, çocuk sizi tatmin etmek amacıyla resmini olduğundan çok farklı anlatabilir. Çocuk resmini anlatmayı bitirdiğinde yeniden “Resminle ilgili aklına gelen başka bir şey var mı? Resminle ilgili anlatmak istediğin başka bir şey var mı?” sorusu yönlendirilebilir, eğer çocuk olmadığını söylerse çocuğun resmiyle ilgili yorumları kaydedilir.

Resim yorumlama uygulamadan hemen sonra yapılır! Burada amaç resim çizdirme esnasında gözlemlenen durumları, kaydedilen yorumları unutmadan bu verileri bir an önce kayıt altına almak ve resim yorumlama kıstasları, anamnez bilgileri göz önünde bulundurarak resmi yorumlamaktır. Bu sebepten uzmanın gözlemleme imkanına erişmediği, çok öncelerden bulunmuş resimler analize uygun değildir! Daha önceden yapılan resimler bizde şüphe uyandırabilir, ancak yukarıda da yazıldığı gibi şüphe yaratan resimlerin değil, bu resimlerden sonra uygulama esnasında ortaya çıkan ürünlerin yorumlanması bize daha sağlıklı bilgi verecektir.

Çocuğun birkaç ay önce çizgi filmde izlediği bir canavarı acemice çizdiği ve sonradan bulduğumuz bir resim bizde hemen “Çocuğumda öfke kontrol sorunu mu var, saldırganlık mı var?” sorularını uyandırmamalı. Çocuklar özellikle çizgi filmler, bilgisayar oyunları, sinemalar vs. sayesinde hayali varlıklara görsel anlamda daha fazla maruz kalmaktadırlar. Bu nedenle bu karakterleri çizmekten zevk alabilirler. Bu resimlerin “Çocuk şiddete dayalı çok çizgi film izliyor, kötü etkileniyor.” diye yorumlanması hem sağlıklı olmaz hem de klişeden öteye gitmez. Öncelikle çocukta saldırganlık, dikkat dağınıklığı var mıdır? Çocuk bu kahramanı nasıl algılamaktadır, en çok hangi özelliklerini sevmektedir, kendisini hangi yönüyle özdeşleştirmektedir… Bu sorulara cevap verilmemişse önyargıyla yapılan kötü etkileniyor, dikkati dağılıyor, saldırganlaşıyor yorumları gerçeği yansıtmayabilir. Yukarıda yazdığımızı tekrar edelim, işte bu sebepten her resim yorumlanmaz, yorumlanmaya açık değildir.

Resim yorumlamada yaş da oldukça önemli bir husustur ve yaş büyüdükçe normal gelişim gösteren çocuklar daha tematik ve sanatsal çizmeye başlarlar. Okul öncesi ve ilkokulun ilk yıllarında kendisini genelde aile/okul çizimi şeklinde gösteren resimler 9-10 yaştan itibaren belirli bir tema hakkında detaylı ve bilgi içerikli çizimler olarak kendisini gösterir. İlgi duyan çocuklar resim hakkındaki yeteneklerini geliştirerek daha profesyonel çizmeye eğilim gösterebilir. 12 yaş ve üstü çocukların da resimleri yorumlanabilir, fakat bu çocuklar kendilerini daha çok yazıyla ya da sözel olarak ifade etmeye eğilimli olduklarından resimlerinde ailevi durumlarını anlatmayı tercih etmeyebilirler.

En başta da dediğimiz gibi resim yorumlama yetişkinlere nazaran sözel olarak kendisini ifade etmekte zorlanan, öz farkındalığı tam gelişmemiş yaş grubunda çocuğun kendisini daha özgür ve serbest ifade edebilmesine fırsat tanıdığı için başvurulan bir yöntemdir. Soyut işlem dönemindeki çocuklar işitme/konuşma engeli, iletişim eksikliği, zihinsel gerilik, gelişimsel gerilik, travmatik yaşantı, davranış bozukluğu, sağlık problemi, otizm vs. olmadığı müddetçe kendilerini söze ve yazıya bağlı ifade etmeye daha eğilimlidirler ve özel durumlarını resme yansıtmamayı tercih edebilirler. O nedenle olağanüstü durumlar olmadığı müddetçe 12 yaş üstü çocukların resimleri duygu durum tespiti açısından yorumlanmaya pek müsait değildir ve çok da başvurulmaz.

Bir başka husus ise anne babaların, meraklı, ilgili öğretmenlerin, bu konuda eğitim almamış psikolog, psikiyatr ve psikolojik danışmanların çocuklarının, akrabalarının, öğrencilerinin vs. resimlerini sanal ortamda paylaşarak yorum istemesi ya da kendi çabalarıyla yorumlamaya çalışması durumudur. Yukarıda da tekrar tekrar yazıldığı üzere yalnızca uygulama esnasında ortaya çıkan ve anamnez bilgileriyle harmanlanan resimlerin bu konuda eğitimini almış uygulayıcı tarafından bizzat yorumlanması en sağlıklısıdır. Sanal ortamda resme getirilecek yorumlar çok farklı türden olabileceği gibi yorum yapan herkes bu konuda eğitim almış değildir. İyi niyetle yorumlanması istenen resimler oldukça garip yorumlara sebep olmakta, hatta uzmanı olmasa bile psikanalize dahi kayabilmektedir. Bu konuda eğitim almış biri zaten böyle bir resmi internet ortamında ya da dolaylı yoldan yorumlamaya tenezzül etmez, çünkü sadece resmin değil; sürecin, hayat hikayesinin, çocuğun açıklamalarının da yoruma katılması gerektiğini bilir. Kendi çizdirmediği bir resmi yorumlamaz.

Kısaca özetlemek gerekirse resim yorumlama fal bakma değildir. Her resim yorumlanmaya müsait değildir. Herkesin resim yorumlaması doğru değildir. Resim yorumlamanın biricik amacı ebeveynde/öğretmende kaygı, şüphe uyandırmak değil; çocuğun iç dünyasına yolculuk yapmaktır. Her çocuk resim yorumlama uygulamasına uygun değildir ve resim yorumlama her durumda uygulanması şart bir yöntem de değildir. Resmin dolaylı olarak yorumlatılması, sanal ortamlarda paylaşılması iyi niyetle de olsa doğru, sağlıklı ve etik değildir. Resim yorumlama yansıtıcı (projektif) bir yöntemdir, çocuğun iç ve dış dünyasını yansıtıcı, tamamlayıcı bir uygulamadır. Resim psikanalizi çok farklı bir alandır ve resim yorumlamada uzman olan her kişi resim psikanalizinde de uzman değildir. Bu bilgiler ışığında çocuğunuzu/öğrencinizi daha iyi tanıma, onun dünyayı nasıl algıladığını keşfetme amacıyla resim yorumlama uygulaması, başvurabileceğiniz ve bu konuda bir uzmandan yararlanmanızın gerektiği bir yöntemdir.

Piyasada resim yorumlama ile ilgili pek çok kitap bulunmaktadır, bunlardan en bilineni Prof. Dr. Haluk Yavuzer’in Resimleriyle Çocuk eseridir. Bu ve bunun gibi pek çok kitap da sizin bu konu hakkında daha fazla bilgiye erişmenizi sağlayabilir. Ancak resim yorumlama uygulaması süpervizyon ışığında bir eğitimle uzman haline gelinen bir yöntemdir. O nedenle sadece kitap okumak da resim yorumlayabileceğiniz anlamına gelmemektedir. Bu konuda lisans eğitimi boyunca Resim Yorumlama dersine tabi olmuş ya da bu konuda eğitim görüp sertifika almış olan psikolojik danışman, psikolog ya da psikiyatrlardan yardım almanız daha sağlıklı olacaktır.


Yağmur Cenan BOYACI

Psikolojik Danışman
Moderatör
yagmurcenanboyaci@hotmail.com

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar