Anne baba tutumları çocuğun özsaygı gelişimini ve akademik başarısını nasıl etkiler?

17.03.2021
3.009
Anne baba tutumları çocuğun özsaygı gelişimini ve akademik başarısını nasıl etkiler?


ANNE BABA TUTUMLARI ÇOCUĞUN  ÖZSAYGI GELİŞİMİNİ VE AKADEMİK BAŞARISINI NASIL ETKİLER?

Anne babalar sağlıklı kişiliğe sahip çocuklar yetiştirmek ister. Peki bunun için neler yapmalı ve nelere dikkat etmeliyiz?

Anne baba tutumları, ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken onlara olan yaklaşım, tutum ve davranışların tümüdür. Gelişim sürecinde, ebeveynlerin çocuklarına verdikleri sevgi ve destek kadar belirledikleri kural ve sınırlar da çocukların gelişim dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmelerinde önemli bir rol oynar. Bir çocuğun davranışını değiştirmek ya da anlamlandırmak için ebeveynlerin tutumuna önemli bir başlangıç noktasıdır.

Kişilik gelişiminin insanın yaşamı boyunca sürdüğü kabul edilse de kişilik oluşumu ve yapılanmasında temelin çocukluk döneminde atıldığı ve ergenlik döneminde şekillendiği bir gerçektir. Çocuğun kişilik gelişiminde aile içi etkileşim büyük önem taşımaktadır. Ailedeki sevgi, ilgi ve güven ortamı, çocuğun başarılı ve uyumlu bir birey olarak yetişip topluma katılmasını sağlayan yapı taşlarıdır. Bu nedenlerle çocuk davranışlarının incelenmesinde anne babaların kişilik özellikleriyle tutumlarının etkisi önem kazanmaktadır.

Doğum öncesinde başlayıp, ölüme kadar değişime uğrayan bireyin ilkokula başlayana kadar %70 ile davranışlarına etkisi olan en önemli ortam ailedir. Aile, bir çocuğun sağlıklı büyümesi, gelişmesi ve topluma faydalı bir birey olarak yetişmesi için gerekli birincil ortamdır. Ancak aile ortamının sağlıklı olabilmesi ailede yaşanılanlara bağlıdır. Aile içinde yaşanılan her şey, çocuğun davranışlarını, duygularını ve tutumlarını belirler. Çocuğun aile ortamında gördükleri, yaşadıkları onun kişiliğinin belirlenmesindeki en önemli etkenlerden biridir. Dolayısıyla, çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi, sağlıklı aile içi etkileşim ve iletişime dayanmaktadır.

Okulda öğrencilerimizin başarısı bizim beklentimizin altında kalabilir. Bu durumu çocuğa hissettirdiğimiz anda çocuğun özgüveni sarsılır ve motivasyonu düşer. Ancak, yapabildiklerini takdir eden, yapamadıklarını yapabilmeleri için destekleyen bir tutum etkin olacaktır. Çocukların orta yaş döneminden itibaren benlik imgesi oluşmaya başlar.

Çocuk bu imgeyi Okul-çevre ve aileden aldığı geribildirimlerle oluşturur. Bu alanlardan aldığı olumlu motivasyon çocuğun benlik saygısını geliştirir. Bu aradaki denge çok önemlidir. Yapabildiklerini aşırı ve yüksek dozda desteklemek ve ödüllendirmekte çocuğu egoizme kadar götürebilir.

Bu yaş döneminde çocuklarımıza prensesler ve kralları oluşturmak yerine gerçekçi motivasyonlar vererek gelişimlerini desteklemek önemlidir.

Gerçekçi beklenti ve gerçekçi motivasyonlar çocuğun olumlu benlik imgesi geliştirmesi için yeterlidir.

60’dan 70’e notunu çıkaran bir çocuğa istediği model cep telefonu ya da oyuncak almak yerine bu ödülü çok daha önemli bir başarıda sunmamız daha gerçekçi olacaktır.

Bu kadar titizlikle yetiştirdiğimiz çocuklarımızdan olumlu ve istendik davranışlar beklemekte evet çok haklıyız ancak, bunu nasıl yapacağız;

  • Olumlu benlik imgesi geliştirerek
  • Pozitif disiplin anlayışı kazandırarak
  • Bireyin kendi sorumluluklarını bilmesine destek olarak
  • Ceza ve ödülü dengeli vererek ve davranışının sonucunu yaşatarak
  • İlgisiz, otoriter olmayarak
  • Demokratik anne-baba tutumu sergileyerek
  • Sorunlarının çözümü için ona, baş etme yöntemlerini öğreterek
  • Meli-malı cümleleri yerine geniş zamanlı abilir-ebilir cümleleri kullanarak
  • Onların güçlü ve zayıf yönlerini bilip, geliştirerek
  • Hedef koymasına yardımcı olarak
  • Maddeye de maneviyata da boğmayarak
  • Hobilerini geliştirmesine fırsat tanıyarak
  • Keşke-Asla kelimelerini kullanmadan, şimdi ve burada olmaya daha çok odaklanıp şimdi ne yapabilirsin sorusu ile çözümün parçası olmasını sağlayarak
  • Yılmadan, vazgeçmeden, ertelemeden yaşamının sorumluluğunu almalarını sağlayarak
  • İyi örnek olarak

Mutlu, sağlıklı ve başarılı bireyler yetiştirmede öncelikle anne babanın, ardından diğer yetişkinler ve öğretmenlerin çok önemli bir yere sahip olduğu tartışılmaz bir gerçektir.Ana-baba ve eğitimciler, öncelikli olarak çocuğu tanımalı, onları ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirmelidir. Çocuğun davranışları onaylanmadığında ona karşı olumsuz bir tutum takınılmamalı ve çocuğun davranışları ve akademik başarı durumu nedeni ne olursa olsun başka bir çocuğun davranışlarıyla karşılaştırılmamalıdır. En önemlisi de eleştiri çocuğun kişiliğine değil, davranışına yönelik olmalıdır. Anne-babalar; tutum ve davranışlarının çocuklarına etkileri hakkında bilinçlendirilmelidirler.

Öğrencilerin ders başarısızlıkları ile ilgili yürütülen rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin kapsamına, anne ve babalar da dâhil edilmelidir. Bu kapsamda, anne-babaların çocuklarına karşı olan tutum ve davranışlarının yanı sıra, birbirleri ile olan ilişkileri de çocuklarına yansımaları bağlamında değerlendirilmelidir. Anneler, çocukları ile beraber oldukları toplam zamandan bağımsız, nitelikli ilişkiler kurabildikleri takdirde, herhangi bir işte çalışıyor olsalar bile, çocuklarının okul yaşamlarına zarar vermeyecekleri konusunda bilgilendirilmelidirler.

Sağlıklı ve mutlu bireyler yaratabilmek şuan  biz yetişkinlerin elindedir.

Her biri cevher olan çocuklarımızın üstündeki tozu toprağı silkeleyip, ışıklarını yansıtmasını biz sağlayacağız. UNUTMAYALIM.

 

ETİKETLER:
YAZAR BİLGİSİ
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olan yazarımız Milli Eğitim Bakanlığında Okul Psikolojik Danışmanı olarak görev yapmaktadır.Bilişsel Davranışçı Terapi,Çözüm Odaklı Terapi,EMDR,Cinsel Terapi gibi birçok alanda eğitim almıştır.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.