Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigory Petrov

Rehberlik Servisi
371 Görüntüleme - Aralık 24, 2018
Sponsor Bağlantılar
Örnek Resim

 

Kapaktan bir not: “Atatürk’ün askeri okullarda okutulmasını emrettiği kitap.”

Bu not sonrasında içeriğe dair merakımız 2 kat artıyor ve Rus Papaz Grigory Petrov’un bir asırdan da uzun bir süre önce yazdığı ancak hala toplumlara ışık tutma özelliğini kaybetmemiş 150 sayfalık kitabına başlıyoruz.

Kitap baştan sona Finlandiya’nın bataklıklar ülkesinden nasıl beyaz zambaklar ülkesine dönüştüğünü anlatıyor. Aynı zamanda halk gücüyle kalkınmanın en güzel ve en büyük örneklerinden biri olan Finlerin yeniden doğma öyküsü aracılığıyla bizlere bazı mesajlar veriyor. Elbette bu dönüşüm öyküsünü bir liderden bağımsız düşünemezdik.  Snelman isimli bir aydın adeta bütün bir milletin ihtiyacı olan kıvılcım olmuş ve topyekün bir ayaklanmanın kapısını aralamıştır. Snelman bir lider olarak kolları sıvamış ve öğretmenlerden, doktorlardan, mühendislerden yandaş toplamıştır. Ardından köy köy, kasaba kasaba gezerek insanlara her konuda eğitim vermiş ve bir milleti uyandırarak bugünkü Finlandiya yapmıştır. Bu kalkınmanın yegane yolu ve yöntemi ise hiç şüphesiz eğitimden geçmiştir. Ülke açık bir okul, halk ise o okulun öğrencileridir. Uzun yıllar süren uykusundan uyanan halk, okumanın, öğrenmenin ve üretmenin önemini anlamış ve ülkesine faydalı bir yurttaş olma düsturuyla harekete geçmiştir. Kitap genel hatlarıyla bu süreci ele almıştır.

Kitabı okurken yazara katılmadığınız, aynı düşünceyi paylaşmadığınız pek çok nokta olabilir. Elbette o dönemi içinde bulunduğumuz çağa göre değil de o dönemin şartlarına göre değerlendirmek ve bu bakış açısıyla okumak gerekmektedir.

Kitaptan bazı alıntılara yer vereceğim. Bu alıntıların hemen hemen tamamı Snelman’ın yurttaşlarına yaptığı konuşmalardan alınmıştır.

“Finler, kendilerine “Suomi” derler ve çok sevdikleri ülkelerini “Suomi” diye tanımlarlar ki bu, “bataklık arazi” anlamına gelmektedir.”

“Şimdi bir düşünce sıtması, irade veremi, ruh sıtması hastalıkları karşımıza çıktı. Bu ruhsal bozukluk neredeyse tüm ülke gençliğini istila etmiştir. Gelecek yıllarda topluma yararlı işler yapmak üzere hayata atılacak olan gençlerimizin ruhsal hastalıklardan kırılmasına göz yumamayız. Mücadele etmek gerekmektedir.”

“Kentlerin kokuşmuş evlerinde yaşadıkları hayat, vücudu yıpratır, kasları güçsüzleştiri, kanda zehirlenmelere neden olur ve insanları tembelleştirir. Buna bir de yıllar süren ve araştırmaya dayalı olmayıp skolastik yöntemlerin uygulandığı eğitim dönemini ekleyiniz. Bu sürede, çocuklarımızın kafası, tarihler, şahıs isimleri, ölçü birimleri, kurallar ve ölü kanunlar mezarlığına dönüşür.”

“Robinson Crusoe adlı eserde geçen hikayeyi, yazar Daniel Defoe’nun, İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzan (Ruhun Uyanışı) adlı Doğu klasiğinden alıp uyarladığı, edebiyat çevreleri tarafından tespit edilmiştir.”

“İşte böyle bir değişim, her ülkede, her kentte, her kasabada ve unutulmuş, terk edilmiş her köyde yaşanabilir. Bunun için yalnızca dinamik fikirli, uyanık ruhlu ve uygarlık yolunda çalışmaktan yorulmayan, usanmayan, aksine heyecan ve zevk duyan insanlara ihtiyaç vardır.”

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar