Adı gibi şeker değil

Rehberlik Servisi
630 Görüntüleme - Ekim 1, 2017
Sponsor Bağlantılar

 

ADI GİBİ ŞEKER DEĞİL

DİYABETLİ ÇOCUKLAR İLE AİLELERİNİN YAŞADIĞI SORUNLAR VE PSİKOLOJİK DESTEK

Diabetus Mellutus, halk arasında bilinen adıyla Şeker Hastalığı tüm dünyada en çok rastlanan endokrin hastalıktır. Hücrelerin besin olarak kullandığı glukozun hücrelerin içine girmesini sağlayan bir hormon olan insülinin yokluğu ( Tip 1 ) ya da hücrelerin direnç kazanması ile insülinin etkinliğinde azalma olmasına ( Tip 2 ) bağlıdır. Çocukluk dönemi diyabetlerinin büyük bir kısmı Tip 1 Diyabet tir. Resmi bildirilerde 0 – 12 yaş aralığı hastalığın başladığı yaş olarak bildirilmiştir. Obez ve hareketsiz çocuklarda ise 10 yaşından itibaren Tip 2 Diyabet vakalarına rastlanmaya başlamıştır.

İnsülin vücut için çok önemli bir büyüme, yenilenme ve onarılma hormonudur. Yokluğunda ve etkinliğini kaybetmesinde küçük ve büyük damar hasarlarına bağlı komplikasyonlara neden olur. Yaraların geç kapanması, hastalıkların geç iyileşmesi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve organ hasarlarına sebep olması dolayısıyla teşhis konulduğu andan itibaren ömür boyu sürecek bir tedavi sürecinin içine girilmiş olur. Bu süreçte hem çocuk hem de ailesi maddi manevi pek çok zorlukla karşılaşırlar. Ekip çalışması gerektiren bu hastalıkta aile, sağlık personeli, psikolojik yardım veren personel ve okul iş birliği içinde olmalıdır.

Hastalık ilk öğrenildiğinde aile ve çocukta tıpkı yas sürecinde olduğu gibi öfke, inkar, kayıp duyguları yaşanır. Zamanla hastalığın kabullenilmesi ile ya da duyguların başka tarafa yönlendirilmesi ile pek çok psikolojik sorun ömür boyu çocuk ve aileye eşlik etmektedir. Hastalığın nasıl algılandığı ise tüm süreçte en önemli etmendir.

Diyabetli çocuklarda yapılan araştırmalarda en sık karşılaşılan sorunların uyum güçlüğü ve duygusal tepkiler olduğu görülmüştür. Hastaların yaşadıkları ortak kaygılar da bulunmaktadır. Kendi kendine yetememe , organların ve vücut bölümlerinin kaybedileceği ya da hasar göreceği , bedenini denetleyememe, cezalandırılma, çevrenin ilgi ve desteğini kaybetme korkuları neredeyse her çocukta görülmektedir. Bunlara eşlik eden özgüven eksikliği, hastalığından utanma, uyumsuzluk ve depresyon da hem aileye hem de çocuğa oldukça zor zamanlar yaşatmaktadır.

Hastalık sürecinde ilk muhatap olunan kişi hekim olduğundan, hekimin tutumu çok önemlidir. Hekimin hastasına yeterli zaman ayırması, hastalık hakkında açık ve net bir şekilde bilgilendirme yapması, tedavi seçeneklerini açıkça tartışması, hastanın tedavi sürecine aktif katılımını desteklemeli ve duygularını ifade etmesine olanak sağlamalıdır.

Ailenin olumlu ya da olumsuz tutumları hastalığın seyri ve çocuğun psikolojisi üzerinde yönlendirici etkiye sahiptir. İlişkilerin dengeli ve çatışmadan uzak olduğu, duyguların açıkça ifade edilebildiği, iş birliği yapabilen ailelerde hastanın uyumu ve tedavisi daha kolaydır. Aşırıcı koruyucu – kollayıcı, aşırı hoşgörülü, çocuğa boyun eğen, aşırı denetleyen, ilgisiz ya da dışlayıcı tutum gösteren ailelerde hem çocuğun tedavisi olumsuz etkilenmekte, hem hastalığa eşlik eden psikolojik sorunlar artmakta hem de aile içi dinamikler bozulmaktadır. Aileye çocuğun tedavisi ve bakımı için gerekli eğitimler sağlanırken psikolojik destek de verilmeli, gerekirse ebeveynlerin aile eğitimlerine katılımları sağlanmalıdır.

5 yaş altı çocuklarda bakım nispeten kolaydır. Olumlu tutumlar sergileyen aileler içinde en çok iğne olmaktan dolayı yaşanan olumsuzluklar bulunur. 5 yaş üstü çocuklar ise toplum içinde bağımsızlık kazanmaya başladıktan sonra hasta olduklarını anlamaya başlarlar. Yemememeleri gereken gıdaları tüketme isteği, çevreden gelen tepkilerle iğneden daha fazla korkmaya başlama, çevredeki diyabet hastalarını fark etmeye başlamayla durumu kötü olan kişiler gibi olacağı korkusu, hastalıkla ilgili diğer korku ve kaygılar ortaya çıkar. Çocukla hastalığı hakkında açık, net ve anlaşılır bir dille konuşmak, tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmek, gerekirse onayını almak gerekir. Okul çağı çocuklarında mutlaka öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarıyla işbirliği yapılmalı, çocuğun sınıf arkadaşlarının da bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. Özellikle ergenlik çağında yaşanan dışlanma korkusu ve utanma sebebiyle hastalığını gizleme sıkça yaşandığından; bu şekilde çocuğun zarar görmesinin önüne geçilmelidir.

Kan şekeri düzeyi psikolojik durumu, psikolojik durum da kan şekeri düzeyini etkilediğinden çocuğun kolaylıkla çıkmaza girmesi mümkündür. Hem evde hem okulda duygularını ifade edebilen, hastalığına uyum sağlamış çocuk duygularının fizyolojik mi psikolojik kökenli mi olduğunu anlayacak, gerektiğinde yardım isteyebilecektir. Böylece hipoglisemide görülen kişilik değişikleri, depresyon, psikoz benzeri belirtiler ile hiperglisemide görülen  , anksiyete ve duygu durum bozukluklarına durum kötüleşmeden müdahele edilebilir.

Çocuğun kardeşleri varsa asla hastalık ve tedavi sürecinden dışlanmamalı, gerekli ve yeterli bilgi sağlanmalıdır. Çocuklar arasındaki ilişkilere karışılmamalıdır.

Diyabet ömür boyu sürecek, yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bir hastalıktır. Amaç, hasta çocuğun gelişiminin tamamlanması sağlamak, yetişkinliğe geçiş sürecinde ve yetişkinlik yaşamı boyunca sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesini sağlamaktır.  Bu yüzden diyabetin tedavi süreci kişiye özel olarak yapılandırılmış eğitimle başlar. İyi bir diyabet eğitimi beslenme, yaşam tarzı, kendi kendine izlem ve tedavi uygulamalarında gereğinde değişiklik yapıp doktoru ile iletişime geçebilme yeteneğini kazandırmalıdır.

Hastanelerde, diyabet hastaları için kurulan vakıf ve derneklerde grup çalışmaları yapılmakta, hastaların birbirleriyle, ailelerle, konusunda uzman kişilerle görüşerek bilgi edinmeleri, paylaşımda bulunmaları, gerektiğinde destek istemeleri sağlanmaktadır. Okul psikolojik danışmanlarının bu çalışmalarla ilgili aileyi ve çocuğu bilgilendirmeleri, bu hizmetlere ulaşma imkanı olmayanlar için ise gerekli rehberliği ve psikolojik yardımı sağlamaları gerekir. Meslektaşlarım bu konuda faaliyet gösteren dernek ve kurumlardan her türlü bilgiye ulaşabilir, gerekirse psikolojik hizmet veren meslek elemanlarına sağlanan ücretsiz eğitimlerden faydalanabilirler.

 

 

Feride SEÇGİN
Psikolojik Danışman
fery83@hotmail.com

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar