Özel Eğitime Yönlendirme

Rehberlik Servisi
1.553 Görüntüleme - Nisan 21, 2017
Sponsor Bağlantılar

 

Eli-Ayağı Bağlayan Konu:  Özel Eğitime ve Tıbbi Tanıya Gereksinim Duyan  Çocuklar ve Aileler.

‘Çocuğumun bu yaşta böyle bir tanı  almasını  istemiyorum.’

‘Bizim ailemizde herkes üniversite mezunu, benim çocuğumda böyle bir şey olamaz.’

‘Ben gerekirse çocuğum için özel öğretmenler tutarım, hatta özel okul açarım.’

‘Siz bu tanıyı belirtileri okuyacak, beni yönlendirecek yetkiye sahip değilsiniz.’

Yukarıda duyduğunuz ifadeler özel bir eğitim kurumunda çalışan okul psikolojik danışmanın duyduğu ifadeler. Tahmin edersiniz ki bu ifadeler özel eğitime yönlendirilen ailelerin sarf ettiği sözler.  Bu algının oluşmasında kişilerin yaşadığı büyük şehirler, ailelerin yüksek entelektüel  seviyede olması, maddi durum da etkili tabi. ‘Çocuklarında bir ‘sıkıntı’ olabileceğini, yaşıtlarını 1-2 yaş geriden takip edebileceklerini’  kabullenmek istemiyorlar. ‘Ben mükemmelim, benim çocuğum da mükemmel olmalı!’ bilişsel çarpıtmasından bir türlü vazgeçemiyorlar. Aileler yüksek kazançlı işlerine, 8-17 mesai saatlerine , kendi hayatlarına bakıyorlar elbette ve maalesef olan çocuklarına oluyor. Destek eğitimle, uygun tedavi planıyla yaşıtlarını yakalayabilecek çocuklar, ailelerin ‘mükemmelliyetçiliği’ nedeniyle yaşıtlarıyla aralarındaki bilişsel, sosyal ve duygusal uçurumu daha da derinleştirerek yaşamlarına devam ediyor.

Etik değerleri olan bir öğretmen veya okul psikolojik danışmanıysanız içiniz sızlıyor elbette. ‘Özgül Öğrenme Güçlüğü  veya Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) ‘ bozukluğu şüphesi olan çocukları bu durumların çoğunlukla zeka puanından bağımsız olduğunu anlatarak aileleri gerekli kurumlara refere edebiliyorsunuz fakat otizmal belirtilen gösteren, duygu-durum bozukluğu öngördüğünüz çocuklarda, mental retardasyondan şüphelendiğiniz çocuklarda bu yönlendirme oldukça zor olabiliyor.

Doğru yönlendirmeye uymamaları yetmiyormuş gibi aileler bir de özel eğitimin yeterliliği ve gerekliliğini inkar edebiliyorlar. Her yer pıtırcık gibi çoğalan dikkat güçlendirme merkezleri, biyoenerjiciler, nöro danışmanlarla dolu. Daha da acısı aileler çocuklarını bu merkezlere sırf özel eğitime gitmesin, tanı almasın, etiketlenmesin diye bir avuç para dökerek gönderiyorlar. Durum böyle olunca  bu kurumların internet sitelerinde, çalışanların CV’lerini paylaşmayan, bireysel derslerde sizin iştirak etmenizi bile istemeyen, şeffaf olmayan, kurumunda  alandışı hatta lisans mezunu bile olmayan alandışı çalışan ticarethaneler ailelerde plasebo etkisi yaratıyor. Özel eğitime gitmektense bu kurumlara gitmeyi yeğleyen aileler, bu kurumların marka değerini diğer ailelere tavsiye ederek arttırıyorlar ve ‘yetkinlik’ elden gidiyor.

Lisans düzeyinde öğrenilen temel kuraldır bu ‘Yarar sağlayamayacağın alana zarar da verme.’ Etik değerleri olan okul psikolojik danışmanları, böyle durumlarda aileler, hekimler ve özel eğitim uzmanlarıyla işbirliğine gitme yolunu tercih ediyorlar. Nedense sadece aileleri işbirliğine ikna etmek çok zor oluyor. Peki aileleri işbirliğine nasıl katarız?

Öncelikle yetkinlik sınırlarınız dahilinde durumu betimleyin.  Çocuğu yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında bazı şeylerin farklı olduğunu  gözlemlediğinizi, akranlarını biraz geriden takip ettiğini,  bu bulguların önemli olabileceğini söyleyin, eğer gerekli kurumlara yönlendirmeyi kabul ediyorsa çocuğa ilişkin yazdığınız hastaneye yönlendirme yazısı veya RAM Eğitsel Tanı İsteği’ni ilgili kişi veya kuruma mail yoluyla veya imkanınız varsa elden ulaştırın. Çünkü kapalı zarfta  mühürlü gönderdiğiniz metni aile açıp okuyabiliyor, yönlendirilen kuruma gitmekten vazgeçebiliyor.

Eğer çocukta hekime yönlendirilecek ciddi bir durum varsa ve bunun yanına eğitsel güçlükler de eşlik ediyorsa önce RAM’a sevk etmek ve takip eden  yönlendirmeyi devlet görevlilerine bırakmanın da çoğu zaman işe yaradığını fark ettim.

RAM’a gitmekte ikna olmayan ailelere kar-zarar analizi yapabilirsiniz. Özel eğitime ulaşmanın en sağlıklı ve mantıklı yolunun devlet kurumlarından geçtiğini, böylece alınan destek eğitimle büyük bir maddi yüksen kurtulacaklarını, alınan raporun süreli olup belli bir zaman diliminde e-okulda olacağını ve çocuğun geleceğini zorlaştırmaktan çok, kolaylaştıran bir etken olacağını açıklayın.

Psikolojik danışmanın hak savunuculuğu kapsamında daha bu özel eğitim gerektiren durumlar karşınıza gelmeden önce siyasiler (millet vekilleri, belediye başkanları, ileri gelenler) ve devlet görevlilerine durumu anlatıp destek alarak ailelere yönelik çeşitli bilgilendirme seminerleri yapabilir, broşürler bastırabilirsiniz. Çocuğunda özel eğitim gerektiren belirtileri öğrenen aileler bilinçliyse bu;   işbirliğine yanaşmada çok önemli bir yol olabilir.

Siz okul psikolojik danışmanlığın verdiği etik ve ahlaki yükümlülükte hareket ettiniz, yetkinlik sınırlarınız dahilinde gerekli yönlendirmeyi yaptınız, konuşurken ‘tanı koyan’ bir üslupla hareket etmediniz ve aile hala yönlendirme ve tanılamaya yanaşmadı.  O zaman asla ısrarcı olmayın, özellikle ilkokuldaysa endişelenmeyin. Çocuk somut işlemler döneminde olduğundan dolayı yardımcı öğretmen, aile desteğiyle bir parça da olsa ilerlenebilir. Fakat çocuk soyut işlemler dönemine girdiğinde (7. Sınıf ve sonrası) konular zorlaşınca arkadaşlarıyla arasındaki fark daha da açılacak, aile RAM’ın yolunu tutacak. Siz ısrarlı tavrınızı sürdürürseniz ‘Benim çocuğumda bir şey yoktu, o psikolojik danışman var ya hepsi onun yüzünden oldu, çocuğum etiketlendi.’ diye bir tabloyla karşılaşabilirsiniz, etik davrandığınız, yetkinliğinizi aşmadığınız bir konuda biraz da argo tabirle ihale size kalabilir.

Unutmayın ‘O’ çocuk ailenin çocuğuysa sizin çocuğunuzdur. Aile gerekli belirtileri fark etmeyip iyileşme yoluna gitmiyorsa, var olan tabloya kendi mükemmelliği  kaybolmasın diye gözünü kapatıyorsa,  o ailenin kendi egosu yüzünden ebeveynlik yap(a)madığı çocuk, sizin çocuğunuz hiç değildir. Profesyonellikten çıkıp, işbirliğine yanaşmayan aileyle savaşa girmeyin.

 

Gizem KIRMAZ
Psikolojik Danışman
gizemkirmaz1937@gmail.com

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar