Okul Koridorlarında Bir “Can Simidi” Olmak: Kendine Zarar Verme ve İntihar Riskiyle Çalışmak
Rehberlik servisi odasında karşılaştığımız en zorlu ve hassas durumlardan biri, bir gencin yaşamla bağının zayıfladığı veya kendi canına fiziksel zarar verdiği anlardır. Sahadaki günlük koşuşturmacamız içinde, öğrencilerin sadece akademik başarılarına odaklanmak yetmez; aynı zamanda onların duygusal dünyalarındaki fırtınaları da okuyabilmemiz gerekir. Prof. Dr. Nusret Soylu’nun hazırladığı kapsamlı çerçeve , okul ortamında bu krizlere müdahale ederken psikolojik danışmanların üstlendiği hayati “can simidi” rolünü gözler önüne seriyor.
Peki, bu hassas süreçleri yönetirken rehberlik pratiğimizi hangi temeller üzerine inşa etmeliyiz?
1. Niyeti Doğru Okumak: İntihar mı, Kendine Zarar Verme (NSSI) mi?
Kolları jiletle kesilmiş veya vücudunda yanık izleri olan bir öğrenciyle karşılaştığımızda ilk refleksimiz paniklemek olabilir. Ancak müdahalenin ilk adımı, davranışı doğru tanımlamaktır.
İntihar Amaçlı Olmayan Kendine Zarar Verme (NSSI), kişinin intihar etme niyetinde olmaksızın kendi vücuduna kasten zarar vermesidir. Burada amaç hayatı sonlandırmak değil; o anki dayanılmaz psikolojik acıyı dindirmek veya hissizlikten kurtulmak için fiziksel acıyı bir araç olarak kullanmaktır. Özetle, kendine zarar veren ergen acıyı bitirmek için değil, yoğun duyguları dindirmek ve yaşamak için bu yöntemi seçer. Ancak unutulmamalıdır ki, kendine zarar verme davranışı gösteren gençlerde ileride intihar girişimi riski daha yüksektir.
2. Sahadaki Engellerimiz: Yanlış Bilinen Mitler
Müdahale cesaretimizi kıran en büyük engeller, zihnimizdeki bazı mitlerdir.
-
Mit: “İntihar hakkında soru sormak, öğrencinin aklına bu fikri sokar.”
-
Gerçek: Araştırmalar, bu konuyu doğrudan ve şefkatle sormanın riski artırmadığını, tam aksine azalttığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
-
Mit: “Sadece dikkat çekmek istiyor, intihardan bahseden biri bunu yapmaz.”
-
Gerçek: İntihar sonucu hayatını kaybedenlerin yaklaşık %80’i, eylemden önce niyetlerini sözel veya davranışsal olarak bir şekilde belli etmişlerdir.
3. Kırmızı Bayrakları Zamanında Görmek
Risk altındaki bir öğrenci, doğrudan “Kendimi öldürmek istiyorum” diyebileceği gibi , “Yakında her şey bitecek” veya “Sizi daha fazla üzmeyeceğim” gibi dolaylı ifadeler de kullanabilir.
Davranışsal ipuçlarına çok dikkat etmeliyiz: Değerli eşyalarını bir anda başkalarına dağıtması, uzun süredir görüşmediği kişilerle helalleşmesi birer vedalaşma ritüeli olabilir. Kollarını saklamak için mevsimle uyumsuz uzun kıyafetler giymesi de güçlü bir NSSI işaretidir. En yanıltıcı kırmızı bayraklardan biri ise duygusal ipuçlarında gizlidir: Çok depresif ve karanlık bir dönemin ardından öğrencinin aniden sergilediği “sakinlik ve neşe” hali, karar verilmiş bir planın getirdiği tehlikeli bir rahatlama olabilir.
4. Güvenli Liman Olmak ve Güvenlik Planı Oluşturmak
Kriz anında ilk hedefimiz nasihat vermek değil; empati, kabul ve şefkat ile öğrenciye terapötik bir bağ sunmaktır. Nasihat yerine Sokratik sorgulama kullanılarak, öğrencinin bilişsel çarpıtmalarıyla (tünel vizyonu, felaketleştirme) çalışılmalıdır.
Müdahalenin en somut aşaması ise bir “Güvenlik Planı” oluşturmaktır. Bu plan şunları içermelidir:
-
Kendine zarar vermeme kontratı yapılması.
-
Öğrencinin kriz anından önceki “uyarı işaretlerini” tanımasının sağlanması.
-
Yardım istenebilecek kişilerin ve profesyonel iletişim ağlarının belirlenmesi.
Elbette bu ağır yükü tek başımıza taşımamalıyız. Gerektiğinde gizlilik sınırlarını esneterek aileyi sürece dahil etmek ve psikiyatri yönlendirmesi yapmak hayati öneme sahiptir.
Son Söz: Peki Biz Ne Olacağız?
Her gün başkalarının hayatına dokunurken kendi oksijen maskemizi takmayı unutabiliyoruz. Bu kadar yoğun ve travmatik vakalarla çalışırken, sınır koymayı bilmek ve multidisipliner bir yaklaşımla destek almak zorundayız. Kendi bilişlerimizle çalışmak, süpervizyon almak ve duygusal boşaltım yapabilmek lüks değil; mesleki özbakımımızın ve ruh sağlığımızın temel gerekliliğidir.
Bizler öğrencilerimiz için güvenli birer limanız; ancak limanın ayakta kalması için kendi temellerimizi de sağlam tutmalıyız.