Arayışlar – Lou Andreas Salome

Rehberlik Servisi
545 Görüntüleme - Mayıs 4, 2017
Sponsor Bağlantılar
Örnek Resim

 

Lou Andreas Salome – Arayışlar

Lou Andreas-Salome (1861-1937) yeni ve devrimci fikirlerin filizlenmeye başladığı bir dönemde Petersburg’da dünyaya gelmiş bir psikanalist ve yazar. Salome entelektüel bir ailede büyüdü. Küçük yaşta Fransızca ve almanca öğrendi. Teoloji, felsefe eğitimi için Zürih’te eğitim aldı. Salome’nin en çekici yanı şüphesiz zekâsıdır. Bunu eserlerinde görmek mümkün; yazdıklarıyla, hissettirdikleri ve karakter analizleri ile bunu açıkça görüyoruz. Salome’nin adının kısa zamanda dünya devlerinden sayılan, toplumu yönlendiren ve şekillendiren bilim, sanat düşünürleriyle beraber anılmasında bu zekâsının da aynı zamanda bir kanıtıdır. Freud, kendisinden şöyle bahseder: “Korkunç bir zeka…

Onun yanına yaklaşan herkes, varlığının samimiyetinden ve uyumundan çok güçlü bir biçimde etkilenirdi; kadınlara özgü zaafların hiçbirinin hatta insani zaafların bile çoğunun onda bulunmadığını, yaşamı boyunca bunları aşmış olduğunu fark ederdi.”  Zamanla Salome’nin adı Rilke, Tolstoy, Freud, Nietzsche ile aşk dedikodularıyla anılmaya başlandı. Bu büyük düşünürlerden en çok Nietzsche kendisinden etkilediği söylenir. Hatta Nietzsche’nin kadınlardan nefret etmesinin sebebi olarak gösterilir. Nitekim Salome, Nietzche’nin evlenme teklifini reddetmiştir.

Kitabın konusu, her ne kadar aşk gibi görünse de asıl konu bir iç hesaplaşma ve bağımsızlaşmadır. Kendi içindeki potansiyeli ortaya çıkarma arzusu ile var olan değerlere bağlı kalma kaygısı arasında gidip gelen insanların kendini “arayışları”… Burada annesine, sanatına içtenlikle bağlı olan Adine’nin hikâyesini okuyoruz. Küçük yaşta babasının kızını sanata yönlendirmesi ve sanat ile uğraşmasını sağlaması ile entelektüel bir kişilik kazanan Adine’nin hikayesi. Genç yaşta aşık olduğu yakın akrabası Benno’ya yavaş yavaş yaklaşan ve onu kendine aşık eden, zekasıyla insanı korkutan Adine… Adine genç yaşta aşık olduğu Benno; işine aşırı düşkün bir doktordur. Evi akıl hastanesine yakın olan Benno, sürekli işiyle ve hastalarıyla ilgilenir. Bu iş yoğunluğundan dolayı kendine zaman ayıramaz. İşini her şeyin üstünde tutar, o ne kadar işine bağlandıysa Adine de zamanla o kadar ona bağlanır ta ki Benno ile nişanlanıp, Benno’nun nişanı kısa sürede atmasına kadar. Adine, Benno’ya yalvarır. Ancak Benno, kesin kararını vermiştir.

Adine nişandan sonra farklı şehirde yaşamaya başlar ve kendini resme adar. Bu süreçte resim en büyük tutkusu olur ve bununla ayakta kalır. Sanat aşkı zamanla Benno’nun aşkının önüne geçer. Annesi Benno ile yaşamaya devam eder ve kızına mektuplar gönderir. Bu gelen mektuplarda Benno’nun etkisinin olduğunu fark eder Adine. Bir gün Benno’dan bir mektup alır ve soluğu tekrar eski evinde alır. Ancak ne Benno eski Benno’dur nede ortada Adine’yi eskisi kadar heyecanlandıran bir etkilenme vardır. Annesinin ve Benno’nun tüm çabalarına rağmen eski hislerini yakalayamaz ve Benno’yu reddeder.

Adine’nin aklında resim vardır. Resim yapmak ister sadece. Benno ile ayrı kaldıkları süre içerisinde Benno’nun felsefe alanında kendini geliştirdiğini ve genç bir kıza ders verdiğini öğrendiğinde kıskançlığa kapılsa da gene de Adine için Benno yoktur artık. Ayrı kaldıkları süre içerisinde Benno’nun da kendi aradığını, kendi potansiyelini geliştirmeye çalıştığını ve bu arayış neticesinde oldukça değiştiğini fark eder Adine. Ancak fark ettiği bir şey daha vardır. Ne kadar değişirse değişsin bazı düşünceler eski köhne ve klasiktir. Bazı düşünceler hala “bir kadının köle kalması” ve özgürleşememesi üzerine kuruludur ve bu kurulu düzenden Benno’da nasibini almıştır.

Bu kısa kitap, zamanın sanat ve insan üzerindeki etkilerini tartışmaya açarken aslında ikili ilişkilerde bireyin davranışlarına ve bu davranışların sonuçlarına da değiniyor, zaman ve mesafe kavramlarını da araya serpiştiriyor. Bu kısa, akıcı kitaptan bir alıntıyla yazıma son vereyim;

– Sevgiyle özveride bulunmaya hazır, böyle iyi bir annem olmasaydı sahip olduğum özgür ve mutlu sanatçı yaşamını kurmam mümkün olmazdı”(s.20

-Bilinçle kavradığımız ve yaptığımız şeylerin, bireysel gelişimimizle hiçbir ilgisi olmayan gizli kalmış duygular izlenimlere kıyasla hayatımız üzerinde etkisi ne kadar da az (s.2)”

-“Ah, resim yaparken insan hep biraz âşıktır aslında. Bana hep insan resme içindeki âşık bir yanı döküyor gibi

KİTAPLA KALIN…

 


Cebrail URTEKİN
Psikolojik Danışman
cebrail.urtekin@windowslive.com

Sponsor Bağlantılar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar