Yine Mi Okul Var?

16.09.2021
1.092
Yine Mi Okul Var?

Bir çocuk için büyümek, gelişmek ve yeni şeyler denemek bir yanıyla çok zevkli, eğlenceli ve heyecan vericidir. Yaşamın farklı gelişim çizgileri bir yandan kişiye olgunluk, değişim ve gelişim sağlarken bir yandan da o döneme ait çatışmaları, zorlanmaları ve problemleri yanında getirir. Evlenmek, boşanmak, çocuk sahibi olmak, yeni bir işe girmek, bir işten çıkartılmak, iş yerinde terfi almak gibi yeni durumlar bir yetişkinde nasıl korku uyandırıyorsa OKULA BAŞLAMAK da bir çocuk için bir başlangıç, bir değişim olması nedeniyle korku ve kaygu verici olabilir.

Okulda ilk gün!

Çocukların okuldaki ilk günlerini heyecanlı ve kaygılı yaşaması normal ve beklenen bir durumdur. İlk kez okula adım atacakları zaman, anne babalarından ve evlerinden bir süreliğine ayrılmanın endişesini duyabilir, bunu istemeyebilir ve buna direnebilirler. Bu olağan zorlanma çoğunlukla birkaç gün içinde azalarak ortadan kalkar ve uyum sağlanır. Bazen çocuk okula gitmek istemez, zorlamalar karşısında kaygı duyar, panik içine girer, midesi bulanır, kusar, ağlar ve gitmemekte direnir. Ön belirtiler günlerce sürebilir. Çocuk neşesizdir, uykuya dalmakta güçlük çeker. İştahı kesilir, ödevlere karşı ilgisi azalır. Her sabah başı, karnı ağrır, midesi bulanır. Bazen okula gitmeyeceğini söyler. Neden olarak, öğretmenden korktuğunu ya da arkadaşının kendisini rahatsız ettiğini söyleyebilir. Bazıları da tanımlayamadıkları bir korkudan söz ederler. Çoğu zaman evde rahattırlar. Şiddetli okul korkusunda evde de huzursuz olabilirler. Aile bireyini (genellikle anne) bir yere bırakmaz, peşinden dolaşır.

Okul korkusunun belirtileri ve olası nedenleri:

Çocukların davranışları bize daima bir şifre verir ve durumu isabetli değerlendirebilmemiz için bizim onları deşifre etmemiz gerekir, çünkü çocuklarda oluşan davranış değişimleri; korku, kaygı, kızgınlık veya üzüntü gibi bazı yoğun duyguların bir ifadesidir, bazen bir imdat çığlığı ya da ikaz alarmı niteliğindedir.

Okula başlamaya dair heyecanı ve korkuları daha yoğun yaşayan çocuklarda pazar geceleri ya da pazartesi sabahları ani karın ağrıları, mide bulantıları veya baş ağrıları görülebilir. Okula gitmeleri gereken günlerde ve okul saati yaklaştıkça artan bu bedensel şikayetler evde kalmalarına izin verildiğinde birkaç saat içinde geçebilir.

Korku, bazen kendini öfke krizleri, huysuzluk nöbetleri olarak da gösterebilir. Bazı çocukların ise okulun açılma tarihi yaklaştıkça birden aşırı hareketli hale gelmesi ya da tamamen sessizleşip içine kapanması yine bu korkulara bağlı gelişen davranış değişimleridir.

Bazen çocukların okula gitmeye direnmesi, belirli korku ve endişeler yaşamasının altında yatan gerçekçi sebepler de olabilir. Evde hasta bir ebeveynin olması, yeni bir bebeğin varlığı çocuğun evden ve ayrılmasını zorlaştırabilir ya da yaşanan bir kayıp, bir ayrılık çocuğun güvenlik hissini ve kırılganlığını hassaslaştırmış olacağından çocuk yalnız kalmak, güvendiği ve sevdiği yakınlarından uzak olmakta geçici bir zorlanma yaşayabilir.

Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oyunu reddeden, anne ile ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun da okula başlamak istememesi sık sık görülen durumlardandır.

Okul korkusu ile baş etme:

  • Tam olarak neden korktuğunu, nelerin onu kaygılandırdığını anlamaya çalışın. Çocuğunuzun yaşına uygun bir dil kullanarak, benzer duyguları hissettiğiniz kendi deneyimlerinizden söz edin; işe başladığınız ilk gününüz ya da yeni bir şehirdeki ilk saatleriniz gibi…
  • Anne-baba olarak aranızda net bir fikir, tutum ve davranış birliği kurun; sınırlarınız ve kurallarınız arkasında istikrarlı ve kararlı bir biçimde durun. “Çocuklar okula gider” gerçeği ikiniz arasında ve çocuk karşısında net olsun. Ebeveynlerden biri çocuğun okula gitmesi gerektiğini söylerken, diğerinin, bugün karnı ağrıdığı için gitmese de olabileceğini söylemesi, özellikle de okulun ilk günlerinde uyumu ve gelişimi ciddi ölçüde sekteye uğratır.
  • Çocuğun okula gitmediği günlerde (ki bu çok nadir olmalı), evde kaldığı saatleri olabildiğince sıkıcı bir hale getirin. Uzun uzun televizyon seyretmesine, sizin günlük programınıza dahil olup sizinle birlikte gezmesine veya alışveriş yapmasına izin vermeyin. Çocuğun okuldan uzun süre ayrı kalması eğitim hayatı için bir risk oluştururken, her defasında uyum sağlamasını da zorlaştırır.
  • Çocuğun korkuları ve tepkileri karşısında sakin ve kontrollü kalın. Paniklemeyin, endişelenmeyin; unutmayın ki sizin duygularınız ve tepkileriniz çocuklar için bir referans oluşturur. Siz endişelenirseniz veya onun korkuları ve direnci karşısında siz paniklerseniz, çocuk daha fazla panikler, bir kısırdöngü başlar.
  • Okula bıraktığınızda ve ayrılacağınız anda yine sakin ve olumlu kalın; endişeli bir yüz ifadesiyle veya özür diler, üzülür bir tavırda asla ayrılmayın. Daima gülümseyerek el sallayın, ne zaman döneceğinizi ve onu hangi saatte alacağınızı anlattıktan sonra olumlu bir tonda vedalaşıp arkanızı dönüp ayrılın. Ağlasa bile, tekrar tekrar geri dönmeyin. Okulun ve öğretmenin yönergelerine uyun. Okul çıkışında almaya geldiğinizde veya evde karşıladığınızda gülümseyerek karşılayın.
  • Okulla ve öğretmenle iletişim halinde olun; gözlemleri ve gelişmeleri paylaşın. Öğretmenle işbirliği içinde olmanız, çocuğunuzun okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını benimsemesini kolaylaştıracaktır.
  • Attığı her küçük adımı mutlaka farkedin ve takdir edin; bazen ödüllendirin.

Kaynaklar:

Diane Peters Mayer, Helping School Refusing Children and Their Parents: A Guide for School-Based Professionals, Andrew R. Eisen, Linda B. Enlger, Paperback – July 2006

Helping Your Child Overcome Separation Anxiety or School Refusal: A Step-by-Step Guide For Parents

YAZAR BİLGİSİ
2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’ ne girmiş, 2010 yılında yüksek onur derecesiyle mezun olmuş ve Prof. Dr. Turhan Oğuzkan ödülüne layık görülmüştür. Üniversite eğitimi sırasında Erasmus programı ile İsveç-Stockholm Üniversite’ sine gitmeye hak kazanarak 6 ay boyunca “Early Childhood Education” alanında eğitim almıştır. Maltepe Üniversitesi Gelişim Psikolojisi tezli yüksek lisans eğitimini 2012 yılında bitirmiştir. 450 saatlik MEB onaylı Aile ve Çift Terapisi eğitimi, Terapötik Kartlar Eğitimi, Kriz Müdahale Eğitimi, Çözüm Odaklı Terapi eğitimi, Mülteci Çocukların Topluma Uyumu Eğitimi, Özel Eğitimde Alternatif Öğretim Teknikleri, Çocuk Değerledirme Testleri, Sanat Terapisinin Erken Çocukluk Döneminde Kullanımı, Çocuk ve Ergenlerle Klinik Görüşme Teknikleri, İhmal ve İstismarda Aile ve Çocuğa Yaklaşım Eğitimi, Proje Döngüsü Yönetimi, Siber Zorbalık Eğitimi, Çocuk ve Ergenlerde Psikiyatrik Rahatsızlıkların Genel Tanımı Eğitimi, Yaratıcı Dramayla Grup Rehberliği Eğitimi, Dikkat Testleri Eğitimi, EMDR 1. düzey eğitimi katıldığı eğitimlerden bazılarıdır. Namık Kemal Üniversitesi´nde Davranış Nörobilimi alanında doktora programını 2022 yılında tamamlayarak "Nörobilim Doktoru" ünvanını alan Bingül Kemiksiz Uzel, farklı mecralarda yazdığı yazılara ek olarak rehberlikservisi.net sitesinde yazarlık faaliyetlerine devam etmektedir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.