Eğitim sistemi gerçekten kötü mü?

Rehberlik Servisi
991 Görüntüleme - Ocak 6, 2017
Sponsor Bağlantılar
Örnek Resim

Eğitim sistemi gerçekten kötü mü?

Sıklıkla duyarız eğitim sistemi kötü, öğretilenler günlük yaşama uygun değil diye çoğaltılabilir bu söylenenler. Peki, neden duyarız? Öncelikle eğitim nedir insanların eğitimden anladığı nedir diye bakmak gerekiyor. Benim anladığım kadarıyla eğitim sisteminden şikayet eden insanlara göre (tamamı  değil) eğitim bilginin öğrencinin önüne konulduğu öğrencinin de adeta bir güzel bir yemek gibi onu bitirmesinin beklenildiği bir sistemdir. Çünkü eğitim sisteminden şikayet eden insanların (tamamı değil) sadece şikayet ettiğini görmekteyim!!!

Peki gerçekten eğitim öyle midir? Bilgi önümüze gelmeli ve onu bu şekilde mi öğrenmeliyiz? Yoksa bilgi aranmalı mıdır ve bilgi talep edilmeli midir? Örnek vermek gerekirse 20.000 öğrencinin okuduğu Gaziantep üniversitesine kütüphaneyi kullanan insan sayısı vize-final dönemleri hariç boş olduğunu gözlemlemekteyim.

Zaten vize-final dönemi haricinde kütüphane de olanların çoğu da kpss çalışmaktadır. Kütüphaneden kitap alıp evinde okuyan öğrenciler elbette var onları da es geçmeyelim. Fakat genel olarak üniversite öğrenci profiline baktığımızda okumayan, araştırmayan, düşünmeyen, değişmeyen, çevrelerinde fark yaratmayan (tamamı değil) ve varsa derse ait slaytlara çalışan yoksa ders kitaplarına bakmakla yetinen bir profil gibi görünmektedir. Bende isterim modern kahvehanelerde, kahvehanelerde, rakı masalarında arkadaşlarla bulunarak, oturarak, konuşarak eğitim sistemi düzelsin ama gerçekler öyle değil.

Gerçekler yani iyi bir eğitim sistemi dirseklerini çürüterek, gerekirse gözlerin yorulana kadar okuyarak, yeni fikirler edinerek yapılabilir. Bunun yolu da bilgiyi aramaktan, bilgiyi talep eden olmaktan geçer. Bir de şu noktayı sıklıkla vurgulamak gerekir artık şans mı şanssızlık mı bilemediğim 21. yüzyılda yaşıyoruz.

Şansımız artık bilim hiç olmadığı kadar sistemli, hurafelerden arınmış, temeli sağlam bir şekilde ilerlemektedir şanssızlığımız ise halkın buna duyarsız olmasından (tamamı değil) gelmektedir. Sonuç olarak eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız. Hiçbir şey olmasa bile emin olun bizi örnek alacak insanlar olacaktır ve belki de onlar fark yaratacaktır. Unutmamak gerekir: İyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir.

Not: bu bir iğneyi de çuvaldızı da kendine batırma yazısıdır.

 

 

Erkan ÖREN
PDR Öğrencisi

Sponsor Bağlantılar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar