Değişen iyilik halleri

Rehberlik Servisi
807 Görüntüleme - Ekim 18, 2017
Sponsor Bağlantılar

 

“Değişen İyilik Halleri”

Yeni bir ortama girdiğimizde, yeni insanlarla ilk karşılaşma anında zihin bir fotoğraf çeker o kişiye, ya da kişilere ait…

Uzun boylu, tombul, zayıf, cılız, kahverengi gözlü, kumral, esmer, kıvırcık saçlı, şık giyimli yada pasaklı, sert bakışlı, çatık kaşlı, güler yüzlü, alımlı, yakışıklı, ince, narin, esprili…vs pek çok algı oluştururuz.

Yani dış görünüşe göre çekilen bir resimdir o aslında. Ve o resim kaydedilir zihnin bir yerlerinde..İlk elektrik hali denilir ya, işte o ilk elektrikte, genellikle dıştan yansıyana göre alınan bir enerjidir. Eğer o kişiyle sürdürülen bir ilişki olursa, bu bir arkadaş, iş yerine yeni katılan biri, grubun yeni üyesi yada duygusal ilişki başlangıcında biride olabilir; aradan zaman geçtikçe zihinde yer eden o fotoğraf flulaşarak şekil değiştirmeye başlar..Her negatif etkileşimde kötü duygularla olumsuz özellikler atfedilirken, pozitif etkileşimde de kişiye ait olumlu duygularla, iyi ve güzel özellikler çoğaltılır. O fotoğraftan geriye başka şeyler kalmaya başlar artık. İlk gördüğümüzde afet-i devran diye zihnimize kaydettiğimiz birisi bile; bi zaman sonra şekliyle değil, bize yansıttığı duyguyla akla gelir. Onun gözlerinin renginin farkında olmayız artık, ya da boyu kaç, ne giymiş,  saçı nasıl, çokta önemli değildir. Davranışa odaklandığımız için, akla gelen sadece bizde bıraktığı duygusal izdir.

Bir başka mesele de, davranışlara fazlaca odaklanmaktan yaptığımız duygusal hatalar vardır. Başta hoşlanmadığınız birinin, tanıdıkça aslında iyi bir insan olduğu, yada öncesinde bize çok iyi görünen birinin de aslında hiç te düşündüğümüz gibi olmadığını anladığımız zamanlar vardır. Ön yargıyla yaptığımız hatalar..

“Çok iyi tanıyorum” dediğimiz insanı, hiç tanıyamadığımız  olaylarda yaşayabiliriz.. İnsanı anlamak ve tanımak, başlı başına karmaşık bir süreçtir.  Zaman, insanı her türlü ve her yönüyle değiştirir, olaylar insanları beklenmedik hallere dönüştürebilir. Yaşam sürecinde, iyisiyle kötüsüyle karşılaştığımız olaylar ve durumlar, bırakın başkalarını çok iyi tanımayı, kişinin kendinden bile beklemediği duygu ve davranışları ortaya çıkartabilir. Kendimize ait kör noktalarımız da vardır, kendimizin bile farkında olmadığı.. Yani biz kendimizi de aslında yaşadığımız olaylar ve zamanla daha iyi tanırız. Başımıza gelen bir olayı, yaşamadan önceki yorumumuzla, yaşadığımız süreçteki durumumuz, birbirinden çok farklı olabilir. Tepkimizi ve bize etkisini yaşamadan kestiremeyiz. Bu yüzden tecrübe bambaşka bir şeydir.

Çevremizdeki insanları analiz ederken de; aynı kör nokta bilinciyle yaklaşmak, göremediğimiz veya farkında olamadığımız yönlerinin çıkabileceği düşünmek gerekir. Bu bilinç, ilişkileri güçlendirir ve en küçük bir olumsuzluk halinde bizde duygusal değişikliğine yol açmaz.  Çok iyi tanıyoruz dediğimiz insanlar, bizi daha az şaşırtır ve beklenmedik davranışlarda yıkıma uğramayız. Kişiler arası ilişkilerde bizim duygu ve tutum kontrolümüz çok önemlidir.

Burada bahsetmek istediğim diğer konu, günümüzde sürdürülemeyen dostluklara neden olarak, insanı anlama sanatından uzaklaşmış olduğumuzdur. Bugün bize iyi gelen, dost olduğumuz ve çok ta sevdiğimi bir kişinin, her hangi bir olumsuzluk halinde  “ yaaa,, ben onu hiç te tanıyamamışım” diyerek kaybedilen güvenden…

İyi özelliklerini fazlasıyla gördüğümüz insanın bir süre sonra bize kötü görünmesinin sebebi, kişiyi sadece kendi çıkarlarımıza göre değerlendirmemizdir. O, ilk dıştan çektiğimiz fotoğrafta güzellik göreceli olabilir ama, davranışa bağlı yaptığımız analizlerde, iyilik göreceli olmamalıdır. İyilik, iyi huy ve iyi hal nesneldir. İyi olmak ve iyiyi görebilmek gerçek bir erdemdir. Bize göre iyiyse, “iyi” bizim çıkarlarımıza uyuyorsa veya işimize yarıyorsa “iyi” diyorsak sıkıntı vardır. Bu iyilik er geç bize de “kötü” olarak geri döner.

İnsanları tanıma da“ bana göre” ’den çok “herkese göre” nasıla  bakmak gerekir. Bana göre iyi olan, herkese ve her şeye karşı iyi ise, gerçek iyidir ve yarar bir insandır.

Günümüzde kişiye göre iyilik, adamına göre iyi olma durumu arttığı için gerçek “iyi-erdemli” insandan uzaklaştık. Eğer davranışsal anlamda değerlendirme yaparken objektif olmayı başarırsak iyiler hep iyi kalır.. İyilik hali dediğimiz kavram da evrenselliğini yitirmez.

İyi haliyle onayladığımız insanı, kötü hale dönüştürmeden önce birkaç süzgeçten geçirmek, süreç konusunda objektif olmak, onun yerine düşünebilmek ve en önemlisi de yaşadığı duygu düşünce ve olayları iyi analiz edebilmek önemlidir.

Birbirimizi anlamak adına çaba göstermek yerine, harcamak adına uğraşıyoruz sanki…

Sözün özü, birilerinin değil genelin gözünde iyi ve güzel olmakta..

Duyarlı, samimi, dürüst, akılcı, saygılı, düşünceli, yardımsever, vatansever, insan sever, doğa sever, paylaşımcı, eşitlikçi, hoşgörülü, art niyetsiz, önyargısız, empatik, mütevazi, merhametli ve vicdanlı olabilmekte..

Ama herkese karşı bunu başarabilmekte…İyilikle kalın…

 


Nermin ELMAS

Rehber Öğretmen
nerminelmas26@hotmail.com

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar