Boşanmanın Ergenler Üzerindeki Etkisi

Rehberlik Servisi
571 Görüntüleme - Ekim 5, 2017
Sponsor Bağlantılar

 

Boşanmanın Ergenler Üzerindeki Etkisi

Hiç şüphesiz doğumdan itibaren çocuklar için maddi ve manevi en büyük destekçi anne-babadır. Bu bağlamda anne-çocuk, baba-çocuk ve anne-baba arasındaki üçgen ilişkiler çocuğun gelişimi için büyük bir önem taşır. Bu nedenle aile içindeki herhangi olumlu ve olumsuz değişme çocuğu etkiler. İlişkisel olarak en yıpratıcı olay ise anne ve babanın boşanmasıdır. Bu olay çocuğun yaşına göre farklı etkilere sebep olsa da her çocuğu etkiler. Bununla birlikte yaşanılan anda etkisi fark edilmeyen, üzerinden zaman geçmiş bir boşanma öyküsü şuan için çocuk için yıkıcı olabilir. Benzer şekilde çocuk üzerindeki bu etki yaşanılan andan daha fazla artarak devam da edebilir. Yine bu durumun nedeni aile içindeki bağların farklılaşan şekillenmesidir.

Özelleştirmek gerekirse, ergenlere baktığımızda aile içindeki iletişimin farklılaşması, zayıflaması ve hatta kopmasının ergenlerin bireysel, ailevi ve sosyal yaşamlarında farklı etkilere sebep olduğunu görmekteyiz.

Bireysel açıdan incelediğimizde, ergenlerin bu süreçte umutsuz ve mutsuz olduğunu, bunun yanında uyumsuz, hırçın ve hatta saldırgan davranışlar sergileyen “problemli” öğrenci sınıfında görüldüğünü söyleyebiliriz.

Ailevi açıdan incelediğimizde, ergenlerin bu süreçte hem anneye hem babaya, sadece anneye veya sadece babaya, geniş aileye karşı suçlayıcı bir tavır sergilediğini de görebiliriz. Bu durumda her iki ebeveynden de destek bekleyen ergen, aile içinde yapayalnız hissedebilir.

Sosyal açıdan incelediğimizde, ergenlerin bu süreçte bireysel açıdan yaşadığı psikolojik duruma da dayanarak özellikle arkadaşlık ilişkilerinde ciddi manada sorunlar yaşayabileceğini görmekteyiz.

Bunun yanında ergenler ebeveynlerinin ayrılığına kendi yaş gruplarına özgü olarak çeşitli şekillerde öfke, suçluluk, endişe, kaygı ve korku gibi tepkiler verebilir. Bu durum kimi zaman boşanmadan kendini sorumlu tutmayı da beraberinde getirecektir. Bu suçluluk duygusu bireyin olgunlaşması ile azalacak ve yaşanılan olaya gerçekçi ve objektif bakma ön planda olacaktır.

Günlük hayata baktığımızda, anne ve babası boşanan bir ergen akranlarına göre ilişkisel olarak güven ve inançtan yoksun veya eksik olabilir. Bunun temelinde doğumundan itibaren iletişimi anne ve babadan örnek alan, rol model edinen bir çocuğun yaşı ilerledikçe kurduğu başka ilişkileri ilk ilişkisel süreciyle (anne ve babası ile ilişkisi) beraberinde taşıması yer alır. Anne ile babanın boşanması ile ergenler ya sadece anne ile ilişki kurar ya da sadece baba ile. Yanı temelde başlayan ilişkisel süreç darbe almış olur. Bunun yanında anne yerine babaanne ile kurulan süreç veya baba yerine dede ile kurulan süreç yeni ilişkileri beraberinde getirdiği için ergenin hayatında beklenmeyen bir bocalama sürecine de neden olabilir.

İlişkisel süreçlerin yanında, boşanma hem iki birey için hem de çocuk için yeni maddi zorluklar da demektir. Örneğin, küçük yaşta anne bakımına muhtaç olduğu için anneye verilen bir çocuk, yaşı ilerleyip maddi olarak ihtiyaçları arttığında babasının ona sağlamadığı destek sebebiyle maddi yönden zorluklar yaşar. Bu noktada babanın maddi desteği manevi desteği de beraberinde getirebilir. Tabii, bu durum bireyden bireye değişkendir. Çünkü temelde her çocuk paradan önce ailesinin sevgisine muhtaçtır. Buna ek olarak maddi olmasa da manevi olarak çocuk her daim anne ve babası arasında kalan kişi konumunda olur. Hiç şüphesiz bu bağlamda iki ebeveynden birinin tarafını tutmak zorunda kalabilir. Bu durum çocuğun aile dışı iletişimini de olumsuz etkiler.

Sonuç olarak genel manasıyla, boşanmanın hem kısa süreli hem de uzun süreli etkisi her çocukta/ergende farklı olmaktadır. Yanı, bazı çocuklar diğerlerine göre daha fazla güçlük çekmektedirler. Bunun temelinde daha zor bir ayrılık süreci geçirmek veya aynı süreçten farklı boyutta etkilenmek yatmaktadır. Bu bağlamda boşanmanın çocukluk veya erinlik/ ergenlik döneminde gerçekleştiği ailelere baktığımızda, hem erkek çocukların hem de kız çocuklarının yaşıtlarına göre daha problemli bireyler olarak yaşadığını görmekteyiz.

Tüm bunlara rağmen, iki yetişkin birbirleriyle anlaşamayabilir ve boşanma sürecine girebilir ve bu süreç ilk manada olumsuz görülebilir. Fakat boşanmayı tam olarak iyi veya tam olarak kötü diye nitelendiremeyiz. Boşanma durumu kaçınılmaz ise, bu noktada aileye düşen en önemli görev bu süreci en iyi şekilde yönetip, çocuklarının olası olumsuz etkilere sahip olmasını engellemek olacaktır. Çocuk veya ergen açısından ise bu durum aslında şu zamanda birçok akranının karşılaştığı bir durumdur. Bu nedenle yaşamsal olarak değişen bu süreçlerinde yalnız olmadıklarını bilmek onları rahatlatacaktır. Önemli olan bir diğer nokta ise, ergenin kendi hayatındaki koruyucu faktörleri en etkin şekilde kullanması olacaktır.

 

 

Elif Zeynep Yol
Psikolojik Danışman
elifzeynepyol@gmail.com

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sponsor Bağlantılar