Kontenjan Balonları ve Düşen Başvurular: Üniversite Sistemindeki Sessiz Kriz
Son yıllarda YKS başvuru sayılarında yaşanan düşüşler, boş kalan kontenjanlar ve kılavuzlarda aniden yapılan radikal kontenjan indirimleri, Türkiye’deki yükseköğretim sisteminin ciddi bir kabuk değişiminden geçtiğini gösteriyor.
Bir zamanlar milyonlarca gencin tek geleceği olarak görülen üniversiteler, bugün hem gençler nezdinde çekiciliğini kaybediyor hem de yanlış planlanmış “kontenjan balonları” nedeniyle boş kalma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Peki, kontenjan balonları nasıl oluştu ve üniversite sınavına giren aday sayısı neden istikrarlı bir şekilde düşüyor? Prof. Dr. Erhan Erkut’un analizleri ışığında bu krizin arka planına yakından bakalım.
1. Yıllardır Biriken Kontenjan Balonları Nasıl Oluştu?
Türkiye’de yükseköğretim kontenjanları belirlenirken, uzun süre boyunca sanayinin ve iş dünyasının reel ihtiyaçları yerine yüzeysel talep tahminleri veya dönemsel popülariteler dikkate alındı. Bunun sonucunda birkaç farklı kategoride kontenjan balonu meydana geldi:
-
Tarihten Gelen Mülkiye / Kamu Yönetimi Balonu: Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler ve Kamu Yönetimi gibi alanlarda toplam kontenjanlar 20 binlerin üzerine çıktı. Ancak mezunların birincil istihdam kapısı sayılan Dışişleri Bakanlığı veya kamudaki alımların yıllık birkaç yüz kişiyle sınırlı kalması, muazzam bir kontenjan-istihdam uyumsuzluğu yarattı.
-
Dönemsel Talep Balonları (Hukuk, Mühendislik, Eğitim): “Talep var” diyerek kontrolsüzce artırılan hukuk ve mühendislik kontenjanları, piyasada on binlerce işsiz avukat ve mühendis birikmesine yol açtı. Benzer şekilde her yıl ihtiyaçtan katbekat fazla öğretmen adayı mezun eden Eğitim Fakülteleri de atanamayan öğretmenler sorununu derinleştirdi.
-
Yapay Zeka Kaynaklı Yeni Balon Riski: Yapay zekanın özellikle tasarım, yazılım, finans ve temel mühendislik alanlarındaki dönüştürücü gücü, bu bölümlere olan ihtiyacın niteliğini değiştiriyor. Proaktif bir planlama yapılmazsa, yakın gelecekte bu alanlarda da ciddi kontenjan fazlalıkları ortaya çıkacak.
2. Proaktif Yönetim Yerine Reaktif Müdahale
Son 3 yılda lisans kontenjanlarında toplamda yaklaşık %22’lik bir gerileme yaşandı. YÖK’ün kontenjanları düşürmesi ilk bakışta doğru bir adım gibi görünse de buradaki temel sorun yönetim tarzı:
-
Kontenjanların sanayinin 3-5 yıl sonraki ihtiyaçları öngörülerek proaktif biçimde azaltılması yerine; “Aaa kontenjanlar dolmadı, sıfır çeken bölümler oldu, haydi keselim” şeklinde reaktif davranılması planlama eksikliğini ortaya koyuyor.
-
Plansız kontenjan büyütmeleri ve sonrasındaki ani kesintiler, üniversitelerin akademik kadro ve fiziki yatırım planlamalarına da darbe vuruyor.
3. Başvuru Sayıları Neden Düşüyor? Üniversitenin “Sihri” Bozuldu mu?
Son yıllarda üniversite sınavına giren aday sayısındaki düzenli düşüş, gençlerin eğitim sistemine olan bakışının kökten değiştiğini gösteriyor. Bu kaçışın arkasında birkaç ana sebep bulunuyor:
-
Diploma-İstihdam Bağının Kopması: 4 yıllık zorlu bir eğitimin ardından asgari ücretle dahi iş bulmakta zorlanan gençler, üniversiteyi artık “otomatik bir refah veya kariyer kapısı” olarak görmüyor.
-
Alternatif Mesleklerin Yükselişi: Yapay zeka ve otomasyon çağında; tesisatçılık, oto tamirciliği, elektrik ustalığı ve zanaatkarlık gibi manuel/saha işleri hem gelir hem de iş garantisi açısından diplomaya rakip hale geldi.
-
Temel Eğitimdeki Kalite Sorunu: Liselerde verilen eğitimin niteliksizleşmesi, TYT matematik net ortalamalarının rastlantısal başarı seviyesinin bile altına düşmesi (ortalama ~6,6 net) ve sıfır çeken aday sayısının artması, akademik eğitime hazır olmayan geniş bir kitle yarattı.
Sonuç: Hayal Satmayı Bırakıp Niteliksel Dönüşüme Odaklanmalıyız
Gerek boş kalan kontenjanlar gerekse azalan sınav başvuruları, niceliğe dayalı “her ilde üniversite, her bölümde binlerce kontenjan” modelinin tıkandığını net bir şekilde gösteriyor.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey;
-
Kontenjanları masa başında reaktif olarak kesmek yerine, geleceğin iş gücü ihtiyaçlarına göre proaktif olarak yeniden tasarlamak,
-
Meslek liselerini ve 2 yıllık yetkinlik odaklı teknik programları itibarlandırarak gençlere gerçekçi alternatifler sunmak,
-
Üniversiteleri ise diplomadan ibaret birer işsizlik erteleme merkezi olmaktan çıkarıp, yetkinlik ve araştırma odaklı kurumlar haline getirmektir.