Suçu Ekranlara Atmak: Gençlik Şiddetinin Gerçek Nedeni Bilgisayar Oyunları mı?

24.09.2026
2
Suçu Ekranlara Atmak: Gençlik Şiddetinin Gerçek Nedeni Bilgisayar Oyunları mı?

Son dönemde üst üste yaşanan okul baskınları ve gençlerin karıştığı şiddet olayları toplumda büyük bir infial yaratıyor. Her yeni krizin ardından televizyon ekranlarında ve gazete köşelerinde değişmeyen, ezberlenmiş bir nakarat yankılanıyor: “Yine o şiddet içerikli oyunlar yüzünden oldu!” Ancak bu kolaya kaçan, yüzeysel yaklaşım, devasa bir toplumsal çürümeyi piksellerin arkasına saklamaktan başka bir işe yaramıyor.

Bilinenin aksine, bilgisayar oyunları çocukları şiddete yönlendirmiyor; hatta pek çok genci sokaktaki gerçek şiddetten uzak tutan güvenli bir liman, bir deşarj noktası işlevi görüyor. Medyanın “falanca oyunu oynadığı için katil oldu” şeklindeki analizleri, yetişkinlerin ve karar alıcıların gençlerin dünyasını anlamaktan ne kadar uzak olduklarının en net kanıtıdır. Oyunlar, öfkeyle dolan bu çocukların sadece bir kaçış noktasıdır. Bardak taştığında sorun oyunun kendisinde değil, o bardağı neyin doldurduğunda aranmalıdır.

Bir gencin hedef gözetmeksizin etrafına saldırmasına giden yol sanal alemde değil, acımasız gerçek hayatta döşeniyor. Bu çocukları çıkmaza ve en nihayetinde şiddete iten asıl faktörler çok daha derin:

  • Akran Zorbalığı ve Dışlanma: Okulda sürekli hor görülen, alay edilen ve kötü muameleye maruz kalan gençlerin biriktirdiği çaresizlik ve öç alma duygusu.

  • Parçalanmış Aile Yapıları: Evde sevgi, güven ve saygı duyulacak bir otorite figürü bulamayan, giderek tamamen kendi içine kapanan çocuklar.

  • Değerlerin Çöküşü ve Umutsuzluk: Alın teriyle dürüstçe çalışan ebeveynlerinin ekonomik sıkıntılarla boğuştuğunu, buna karşın suça bulaşmış kişilerin lüks içinde itibar gördüğünü fark eden gencin adalet inancını yitirmesi.

  • Karanlık Mecralarda Radikalleşme: Konserlerin, sosyal platformların kısıtlandığı, eğlencenin kriminalize edildiği bir ortamda odasına hapsolan gençlerin, yeraltı ağlarında (Deep Web vb.) tehlikeli örgütlerin ağına düşmesi.

Anlamadıkları bir dijital dünyayı ve oyunları günah keçisi ilan etmek, sorumluluktan kaçmanın en ucuz yoludur. Gençlerin yasaklarla “korunamayacağı”, aksine bu baskıcı ortamın onları daha tehlikeli ve kontrolsüz mecralara ittiği artık anlaşılmalıdır. Artık ekranlardaki piksellerle savaşmayı bırakıp; sokaklarımızda, okullarımızda ve evlerimizdeki gerçek toplumsal krizle yüzleşmenin vakti gelmiştir. Suçu oyunlara atmak, yanan bir evi söndürmek yerine sadece yangın alarmını kırmaktır.

YAZAR BİLGİSİ
Psikolojik danışman ve rehber öğretmen 2004 erzurum pdr mezunu 2007 bahçeşehir üniversitesi eğitim yönetimi yüksek lisans çeşitli özel ve kamu kurumlarında (dershane, üniversite, ilkokul, ortaokul, lise, meslek lisesi) rehber öğretmen olarak çalıştım halen sınavlı bir devlet anadolu lisesinde rehber öğretmen olarak görev yapıyorum, rehber öğretmen olarak emekli olmak kariyer hedefim. öğrencilere kariyer belirleme ve sınavlar konusunda yardımcı olmaya çalışıyorum. bir erkek ve bir kız babasıyım
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.