Eğitim seviyesi ile yoksulluk riski arasındaki ilişki nasıl değişti?
Eğitim seviyesi ile yoksulluk riski arasındaki ilişki, geleneksel olarak eğitimin yoksulluğa karşı güçlü bir “koruma kalkanı” işlevi gördüğü varsayımına dayanmaktadır. Ancak 2006 ile 2025 yılları arasındaki veriler, Türkiye’de bu ilişkinin yapısal bir değişime uğradığını ve eğitim seviyesi arttıkça yoksulluktan korunma garantisinin özellikle lise ve yükseköğretim mezunları nezdinde ciddi oranda aşındığını göstermektedir.
Eğitim seviyelerine göre yoksulluk riskindeki değişim şu şekilde gerçekleşmiştir:
- Okul Bitirmeyenler ve Lise Altı Eğitimliler (Sabit ve Yüksek Risk): Eğitim seviyesi en düşük olan bu gruplar, yoksulluk sarmalından çıkmakta en fazla zorlanan kesim olmaya devam etmiştir. Okul bitirmeyen bireylerin yoksulluk oranı 2006’dan 2025’e kadar %35-%40 bandında yüksek bir seyir izlerken, lise altı eğitimlilerde bu oran %20 civarında sabit kalmıştır. Bu durum, temel eğitim eksikliğinin yoksulluk riskini yapısal ve kalıcı hale getirdiğini doğrulamaktadır.
- Lise ve Dengi Okul Mezunları (Koruma Kalkanında Zayıflama): Bu grubun yoksulluk oranı 2006 yılında %9,7 iken, 2025 projeksiyonlarında %13,0 seviyesine yükselmiştir. Yaşanan bu artış, günümüz işgücü piyasasında ortaöğretim düzeyindeki bir eğitimin ve mesleki beceri eksikliğinin kişiyi yoksulluktan korumak için tek başına yeterli olmadığını açıkça işaret etmektedir.
- Yükseköğretim Mezunları (En Çarpıcı Kırılma): Eğitim ile yoksulluk riski arasındaki ilişkinin en dramatik şekilde değiştiği grup üniversite mezunlarıdır. 2006 yılında %1,3 gibi oldukça düşük ve ihmal edilebilir bir yoksulluk oranına sahip olan yükseköğretim mezunları, yıllar içinde istikrarlı bir şekilde yoksullaşmıştır. Bu oran 2020 yılında %5,1 ile zirve yapmış, 2025 yılında ise %4,6 seviyesinde seyrederek 20 yıllık süreçte üç kattan fazla artış göstermiştir.
Bu İlişkinin Değişmesinin Temel Nedenleri: Eğitimin yoksulluğu önleme gücündeki bu azalmanın temelinde yükseköğretimdeki kitleselleşme ve işgücü piyasasındaki yapısal dönüşümler yatmaktadır. Mezun arzının, piyasanın yarattığı nitelikli iş talebini aşması “diploma enflasyonuna” yol açarak mezunların pazarlık gücünü zayıflatmış ve ücretler üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratmıştır. Ayrıca, mezunların bir kısmının eğitim seviyelerinin altındaki işlerde çalışmak zorunda kalması potansiyel gelirlerini düşürerek onları yoksulluk sınırına yaklaştırmaktadır.
Sonuç olarak; eğitimin yoksulluktan koruma işlevi tamamen ortadan kalkmamış olsa da, özellikle lise ve üniversite mezunları için bu gücün hissedilir şekilde azaldığı görülmektedir. Günümüzde gelir güvenliği sağlamak ve yoksulluktan korunmak için sadece bir diplomaya sahip olmanın ötesine geçilerek işgücü piyasasında geçerli yetkinlik ve becerilere sahip olmak giderek daha belirleyici hale gelmiştir.