O ZATEN HALLEDER(!)
Şöyle birini düşünün.
Hayatındaki insanların zor zamanlarını hiç kaçırmayan birini…
Hastalıkta, zorlayıcı zamanlarda, taşınmada, iyi günde, kötü günde…
Hep orada olan, “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye soran, çoğu zaman sormadan da yardım eden birini.
O kişi güçlüdür.
Gücü, dayanıklılığından çok esnekliğindedir.
Hayatın yükünü taşırken şekil değiştirir, ama bunu kimseye fark ettirmez.
Bu kişinin rutinini bozan, uzun süren bir hastalık geçirdiğini düşünün.
Artık “idare ederim” demenin mümkün olmadığı bir dönem.
Etrafındaki pek çok kişi hasta olduğunu biliyor.
Ama kimse onun hayatını kolaylaştıracak somut bir adım atmıyor.
….
Bu hikâye tekil değil.
Toplumsal olarak çok iyi bildiğimiz bir örüntü bu.
Güçlü Görünenin Görünmezliği
Sosyal psikoloji, sürekli yardım eden bireylerin zamanla “yardıma ihtiyacı olmayan” kişiler olarak algılandığını söylüyor.
Araştırmalar, başkalarına sık destek olan kişilerin çevrelerinden daha az destek aldığını gösteriyor (Bolino & Grant, 2016).
Bu durum çoğu zaman bilinçli bir ihmal değil. Zihnin pratik bir kestirmesi var: “O zaten halleder.”
Bu algı, iyi bilinen seyirci etkisi ile birleştiğinde tablo tamamlanıyor. Birden fazla kişi durumun farkındaysa, herkes sorumluluğu bir başkasına bırakıyor (Darley & Latané, 1968).
Sonuç: Kimse adım atmıyor.
Yardım Eden Neden Yardım İstemez?
Bu kişilerin bir ortak özelliği daha vardır: Yardım istemekte zorlanırlar.
Psikolojik çalışmalar, aşırı sorumluluk alan bireylerin zamanla yük olmaktan kaçınma eğilimi geliştirdiğini gösteriyor (Brown, 2012). İç sesleri genellikle şöyledir:
- “Herkesin zaten derdi var.”
- “Bunu da ben halledeyim.”
- “Ya ben talepte bulunursam ve onları bilmeden zor durumda bırakırsam?”
Toplum Olarak Kaçırdığımız Yer
Bu toplumda yardım etmek bir erdem. Ama yardımı tek yönlü bir akış hâline getirdiğimizde sorun başlıyor. Hep veren insanlar zamanla bir tür “duygusal altyapı”ya dönüşüyor.
Onlar hep vardır ama fark edilmezler.
Dayanıklıdırlar ama dinlenmezler.
Her daim ayakta kalırlar ama kimse omuz olmayı denemez.
Toplumsal bir sahne daha:
Ailede herkesin işini gören, hastaya bakan, çocuklara koşan kişi bir gün “Ben de iyi değilim” dediğinde ortam sessizleşir.
Çünkü kimse onun tökezleyebileceğine hazırlıklı değildir.
Belki Başka Bir Yerinden Bakmak Gerek
Bu yazı bir suçlama değil.
Bir fark etme daveti.
Belki daha sık şu sorular sorulmalı:
- “Sen nasılsın?”
- “Bu kez senin yükünü ben alabilir miyim?”
- “Yardım istemek ister misin?”
Referanslar:
- Darley, J. M., & Latané, B. (1968) – Seyirci Etkisi
- Bolino, M. C., & Grant, A. M. (2016) – Prososyal davranış ve görünmez emek
- Thoits, P. A. (2011) – Sosyal destek ve ruh sağlığı
- Maslach, C., & Leiter, M. (2016) – Tükenmişlik ve duygusal emek
- Brown, B. (2012) – Aşırı sorumluluk alma ve yardım isteme güçlüğü