Kaynaklara göre, gerçekçi iyimserlik ile körü körüne iyimserlik arasındaki temel fark, kişinin gerçeklik algısı ve sorunlar karşısında harekete geçme biçiminde yatmaktadır. “Psikolojik Dayanıklılık” kitabının yazarları, bu iki kavramı birbirinden keskin çizgilerle ayırmaktadır.
İşte kaynaklara dayalı temel farklar:
1. Gerçekçi İyimserlik (Aktif ve Farkında) Gerçekçi iyimserler, dünyayı olduğu gibi görürler, ancak yine de umutlarını korurlar.
- Olumsuzu Görürler: Yaygın inanışın aksine, gerçekçi iyimserler tıpkı kötümserler gibi karşılaştıkları sorunlarla ilgili olumsuz bilgilere dikkat kesilirler. Zorlukları veya riskleri inkar etmezler.
- Seçici Odaklanma: Sorunları görürler ancak onlara takılıp kalmazlar. Çözülemez görünen sorunlardan (değiştiremeyecekleri durumlardan) hızla uzaklaşıp, çözülebilir olanlara odaklanırlar.
- Eylem Odaklıdır: Bu tür iyimserlik pasif bir bekleyiş değil, aktif bir tutumdur. Bilgi toplarlar, plan yaparlar ve hedeflerine ulaşmak için gerekli becerileri edinirler.
- Acımasız Gerçeklik: Diane Coutu’nun belirttiği gibi, başarı için bazen “acımasız bir gerçeklik hissiyle” hareket etmek ve gerçekle sahici bir şekilde yüzleşmek gerekir. Gerçekçi iyimser, bu yüzleşmeyi yapabilen kişidir.
2. Körü Körüne İyimserlik (Pasif ve İnkar Eden) Bu yaklaşım, halk arasında “Polyannacılık” veya “pembe gözlüklerle bakmak” olarak bilinen durumdur.
- Gerçeği İnkar: Bu kişiler, hoşlarına gitmeyen gerçekleri görmezden gelirler veya kendilerini kandırırlar. Olayların gerçekliğini kabullenmek yerine, sadece iyi hissetmeye öncelik verirler.
- Pasif Bekleyiş: İşlerin kendiliğinden yoluna gireceğine dair temelsiz bir inanç beslerler.
- Riskleri Hafife Alma: Gerçekçilikten uzak bu tutum, risklerin hafife alınmasına, becerilerin abartılmasına ve dolayısıyla yetersiz hazırlığa yol açar. Bu durum, özellikle travmatik olaylar veya hayati tehlike anlarında kişiyi savunmasız bırakabilir.
Çarpıcı Bir Örnek: Stockdale Paradoksu Kitapta, Vietnam’da savaş esiri olan Amiral James Stockdale’in gözlemleri bu farkı çok net ortaya koymaktadır. Stockdale, esir kampında “boşboğaz iyimserlerin” (körü körüne iyimser olanların) en çok zarar görenler olduğunu belirtmiştir:
“Noel’e kadar buradan çıkacağız, derlerdi. Noel gelir geçerdi. Sonra Paskalya’da çıkacağız, derlerdi. Paskalya gelip geçerdi… Ve sonra tekrar Noel gelirdi. Nihayetinde kırık bir kalple ölürlerdi”.
Özetle; gerçekçi iyimserlik, “Durum çok kötü ama ben bunun üstesinden gelebilecek güce ve plana sahibim” diyebilmektir. Körü körüne iyimserlik ise “Kötü bir şey yok, her şey harika olacak” diyerek tehlikeyi yok saymaktır.